S. Sinan ÖZER

S. Sinan ÖZER
@sinanozer06
1985 yılında Yozgat’ta doğdu. Doğumundan kısa bir süre sonra geçirdiği beyin felci sebebiyle yaşamını bedensel engelli olarak sürdürmektedir. DOSTO adlı kurmaca dergisinin editörlüğünü yürütmekte.
Yazar
Yok
Ankara
Yozgat, 6 Haziran 1985
23 okur puanı
Kasım 2020 tarihinde katıldı

S. Sinan ÖZER

, bir kitap okudu
Puan vermedi·656 syf.·
36 günde okudu
·
2021 32. kitabı
James Joyce
8.4/10 · 1.462 okunma
Reklam
Sesler, bulut kaplamış sükûnete karıştı: ebedi uzamın sükûneti: ve mazide yaşamış nesillerin halkasına sakince bir ruh üfleniyor. Kurşuni alacakaranlığın loşluğunu serip hep yıldız misali şebnemlerini saçarak çöktüğü lakin ada yeşili çayırlara asla bulaşmadığı bir bölge. Anasını sakar adımlarla izliyor, yavrusuna yol gösteren kısrak. Onlar alacakaranlığın hayaleti ama yine de bedenlerinde kâhince bir zarafer var, narin biçimli sağrılar, esnek ve kaslı boyunlar, uysal ve evhamlı bir kafatası. Mahzun hayaletler solup gidiyor: hepsi gitti işte. Agenda dediğin bir issiz memleket, yamaca tüneyen baykuşlarla? yarı kör hüthütlere mesken. Netaim'in altın devri tükenmiş. Ve hayvanların hayaleti bulutlar toplanıp asi gürlemelerle boşanacak. Huuu! Kulak verin! Huuu! Iraklık açısı alnında şimşekler çakıp kaşına akrepler kondurarak sinsi sinsi peşleri sıra gidip kışkırtıyor. Geyikler ve Tibet sığırları, Başan ve Babil'in boğaları, mamutlar ve mastadonlar, hepsi batik denize, Lacus Mortis'e doğru koşturmakta. Kindar meşum burçlar! Bulutların üstünden geçip giderken inliyorlar, kimi boğa, kimi boynuzlu oğlak, fildişinden borular, aslan yeleliler, dev boynuzlular, hortum burunlular ve böcekler, kemirgenler, geviş getirenler ve kalın derililerin uluya inleye dolanmaları, güneşin katilleri.
Sayfa 359·Kitabı okudu
Edebiyat
- İçkiler üzerinden göstersene, deyiverdim. Hangisi hangisidir ? - Şu benim, deyiverdi Joe, iblisin ölü polise dediği gibi. - Benim de ait olduğum bir ırk, deyiverdi Bloom, nefret edilip zulüm gören bir millet var. Bugün bile. Şu anda dahi. Tam şu anda. Tanrım, o koca purosunu yakarken handiyse parmağını yakayazdı. - Soyulduk, deyiverdi. Talan edildik. Aşağılandık. Zulüm gördük. Hakkımız gasp edildi. Yumruğunu sıkıp, bugün bile Fas'ta köle gibi, hayvan gibi mezarla alınıp satılıyoruz, dedi. - Yeni Kudüs'ten mi bahsediyorsun? deyiverdi vatandaş. - Haksızlıktan bahsediyorum, deyiverdi Bloom. - Haklısın da, deyiverdi John Wyse, o zaman adam gibi karşı çıkıp gücünü göstereceksin. Tam da belge niyetine bir anın resmiydi . Namlunun ucuna geçmek desem yeridir. Dobişko geçmiş silahın karşısına. Tanrım, eline bir süpürge tutuştursan, bir de önlükle tam yakışığını bulur. Sonra iki ucundan sıkılan ıslak çamaşır gibi yığılır kalır. - Ama faydası yok, deyiverdi. Güç, kudret, nefret, tarih, tüm o hikâyeler. İnsan evladının hak ettiği bu nefret ve aşağılama değil. Herkes de bilir ki hayaan tam ziddıdır bunlar. - Nedir? deyiverdi Alf. – Sevgi, deyiverdi Bloom. Yani nefretin karşıtı. Şimdi gitmem gerek, deyiverdi John Wyse’a. Şu adliyeye gideyim de bakayım Martin orada mı. Buraya uğrayacak olursa hemen geleceğimi söyleyiverin. Hemen. Kim tuttu ki seni? Tabanları yağlamış gibi fırladı. - Al sana halk için yeni bir havari, deyiverdi vatandaş. Evrensel sevgiymiş. - İyi de, deyiverdi John Wyse, bize öğretilen de bu değil mi esasen. Komşunu sev. - Bu herifi mi seveyim? deyiverdi vatandaş. Onun düsturu, komşun sana el açsın da sömür, olsa gerek. Pabucumun sevgisi! Romeo Juliet işi fasarya bunlar.
Sayfa 296·Kitabı okudu
Edebiyat
İçindeki inanç zamansız öldürüldü.
Sayfa 179·Kitabı okudu
Edebiyat