S. Sinan ÖZER

S. Sinan ÖZER
@sinanozer06
1985 yılında Yozgat’ta doğdu. Doğumundan kısa bir süre sonra geçirdiği beyin felci sebebiyle yaşamını bedensel engelli olarak sürdürmektedir. DOSTO adlı kurmaca dergisinin editörlüğünü yürütmekte.
Yazar
Yok
Ankara
Yozgat, 6 Haziran 1985
23 okur puanı
Kasım 2020 tarihinde katıldı
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅

S. Sinan ÖZER

, bir kitap okudu
Puan vermedi·192 syf.·
14 günde okudu
·
2021 6. kitabı
·
Yusuf Atılgan
7.4/10 · 71bin okunma
— Tutamak sorunu dedim. Dünyada hepimiz sallantılı, korkuluksuz bir köprüde yürür gibiyiz. Tutunacak bir şey olmadı mı insan yuvarlanır. Tramvaylardaki tutamaklar gibi. Uzanır tutunurlar. Kimi zenginliğine tutunur; kimi müdürlüğüne; kimi işine, sanatına. Çocuklarına tutunanlar vardır. Herkes kendi tutamağının en iyi, en yüksek olduğuna inanır. Gülünçlüğünü fark etmez. Kağızman köylerinden birinde bir çift öküzüne tutunan bir adam tanıdım. Öküzleri besiliydi, pırıl pırıldı. Herkesin, "— Veli ağanın öküzleri gibi öküz, yoktur," demesini isterdi. Daha gülünçleri de vardır. Ben, toplumdaki değerlerin ikiyüzlülüğünü, sahteliğini, gülünçlüğünü göreli beri, gülünç olmayan tek tutamağı arıyorum: Gerçek sevgiyi! Bir kadın. Birbirimize yeteceğimizi, benimle birlik düşünen, duyan, seven bir kadın!
Sayfa 183·Kitabı okudu
Edebiyat
Kalktılar. Aynı odada uyumuyorlardı. İki kişilik toplumda sevgiyi dipdiri tutacak çareyi bulduklarını sanıyordu. Evlenen iki kişinin gitgide sevgilerini yitirmelerinin baş sebebini aynı yatakta uyumalarında görürdü. Uykuda başına buyruk yaşayan insan bedeninin kendini koyvermişliği; horlaması, yellenmesi, hepsinden çok o biteviye uyku soluması, kişinin bu bedende aramaktan hoşlanacağı gizlerin değerini düşürürdü. Gerçek sebep bu muydu acaba? Yoksa içinde gizli bir ikiyüzlülükle, kim olursa olsun, bir başkasının kendini uyurken seyretmesini mi istemiyordu? Yaşadığınca hiç kimseyle bir yatakta uyumamıştı. Ayşe'nin odasına birlikte girdiler. Işığı yakıp onu yatağına yatıncaya dek bekledi. Yatınca, — Şimdi kış olsun istiyorum, dedi. — Neden? — Soğuk olsaydı seni örtüp bastırmak bahanesiyle yanına gelir, bir daha öperdim. — Gel! Uzun uzun öpüştüler. Sonra, onu omuzlarından itti. — Hadi, git artık, dedi. Kış da olacak değil mi? — Elbet olacak. İyi geceler. — Sana da. Işığı söndürüp çıktı. Önce bir sigara yaktı; yatağına uzandı. Artık yanında o vazo yoktu. Onun yerinde, alçacık bir sehpa üstünde, kalaysız bakırdan bir küllük duruyordu. Mutfakta buzdolapları bile vardı. Sigarasından düşen sıcak külün yanağında yaktığı yeri oğuşturdu. "Bütün sıkıntım tez geçen bu sıcak kül yanığı, diye düşündü. Bu kadar rahatlık beni korkutuyor. Hiç olmazsa birkaç gün sürecek bir hastalığa tutulsam!"
Sayfa 141·Kitabı okudu
Edebiyat
Bardağını eline aldı. Pilav yerken sık sık su içerdi. Sağında oturan Semra, mühendisin on altı yaşlarındaki büyük kızı, ondan önce sürahiye uzanıp elindeki bardağı doldururdu. Her sefer böyle olurdu. Su içmek istedikçe bardağını hep Semra doldururdu. (Onun bu olayı kabaca, erkekçe, bilgisizce bir açıklaması vardı: "Kadının erkeğe hizmetten hoşlanma içgüdüsü" diye düşünürdü. Bu masada, Semra'nın ona gösterdiği yakınlığın gerçek anlamını bilen yalnız Ayşe'ydi. Belki bir de annesi... Ayşe, Semiha'dan bu anlayışı beklemiyordu. Analar, kızlarının kadın olduklarını çok geç fark ederlerdi. Günlüğüne şunları yazmıştı: "Yemek masasında aramızda C. oturalı Semra'nın bana karşı tutumu günden güne değişiyor. 'Canım ablacım'lı sarılmalar artık yok. Yerlerini çekingen, kaçamak bakışlara bıraktılar. Onu sevdiği, hayalinden kim bilir kaç kere elimden aldığı benden utanıyor olmalı. Akşamları caddedeki bisiklet gezintilerini bıraktı. Çünkü geçen geceki 'gösteriş, yapmacık' tartışmasında C. bir ara '— Araçları, kullanılmaları gereken amaçtan sürekli olarak değişik amaçlar için kullanmak gösteriştir. Sağlam adamın elinde çevirdiği baston gibi. İnsan başını güneşten korumak için yapılan şapkanın kadın başlarında yarım limon kadar ufalması gibi. Bir yere çabuk gitmek için binilmesi gereken bisiklete, şortlu bacaklarla, caddede gezinti için binmek gibi. Züppeliktir bu, gösteriştir/ demişti. Artık, kızara kızara da olsa, anasına babasına 'sen' diyebiliyor. Çünkü gene aynı gece C., '— En yakınlarına bile siz diyenler tanırım. Üstelik onları sevdiklerini de söylerler. İnanılır mı onlara? Kibar görünme yapmacığı değil de nedir bu?' demişti. Yalnız bunlar mı? Ya daha büyüklerini yapamadığı için üzgün, ona gösterdiği küçük özenler? Önüne tuzluk koymalar! -Yemeklerini çok tuzlu yiyor; iyi değil
Sayfa 131·Kitabı okudu
Edebiyat