Bazen insan ne kadar severse sevsin, ne kadar çabalarsa çabalasın yetmiyor.
Birlikte bir gelecek kurmak isterken, sadece geçmişin, anıların yüküyle kalıyorsun.
Sen var gücünle tutunurken, karşındaki yavaşça geri çekiliyor.
Ve sen, onun kararı gibi gösterdiği şeyin aslında senden çok, korkularından ve beklentilerinden ibaret olduğunu fark ediyorsun.
En çok sevdiğin insan, seni en çok üzen kişi oluyor.
Birlikte geleceği kurmak isterken, karşındaki kişi sürekli seni zamana, düzene, başarıya şartlıyor.
Oysa sen sadece “yanımda ol” diyorsun.
Ama o “Seninle gelecek göremiyorum” diyor.
İçinde ne kadar sevgi olsa da, yanında olmayı değil, şartların olgunlaşmasını seçiyor.
İyi niyetin, çaban, sabrın hep sorgulanıyor.
Kendini anlatmaya çalıştıkça daha da uzaklaşıyorsun.
Ve bir gün, “biraz uzak kalalım” diyor.
Oysa sen, onunla birlikte iyileşmeyi hayal etmiştin.
Gerçekten birini sevmek, değer vermek aileden biri gibi görmektir bana göre. Sen ailenden biriyle ters düştüğünde tüm bağlantını silip koparır mısın yoksa çözmeye mi çalışırsın..
Bütün yükü taşıyan tek kişi olmak... Ve sonunda "neden olmadı" diye kendini suçlamak. Ama biliyorum artık: Gerçek sevgi, en zorlu anlarda da yanında durmaktan vazgeçmeyendir.
Her şeyden çok sevdim. Her şeyden çok kırıldım. Ama şimdi en çok kendimi toparlamaya ihtiyacım var.
Şunu da unutmayın; Anneniz dışında hiç bir kadını gereğinden fazla sevmeyin sonu böyle oluyor...
Belki bu yazdıklarım bir kitap değil. Ama yaşadığım şey en gerçek hikaye.