Sinan Ünal

Sinan Ünal
@sinanunal35
Hani bir evre vardır ya; Toparlamaya çalıştıkça diğer taraftan dökülür, sıkı sıkıya tuttuğun şey elinde tuz buz olur, kırıklarını birleştireyim dersin daha çok dağılır tam olarak ordayım işte..
Yorgunluk
İki insan ayrılırken; Şefkatli konuşan taraf, artık âşık olmayan taraftır.. Aşık olan zaten ayrılığı düşünmez, bahsini bile açmaz..
Ayrılık
Acı Tecrübem
Bazen insan ne kadar severse sevsin, ne kadar çabalarsa çabalasın yetmiyor. Birlikte bir gelecek kurmak isterken, sadece geçmişin, anıların yüküyle kalıyorsun. Sen var gücünle tutunurken, karşındaki yavaşça geri çekiliyor. Ve sen, onun kararı gibi gösterdiği şeyin aslında senden çok, korkularından ve beklentilerinden ibaret olduğunu fark ediyorsun. En çok sevdiğin insan, seni en çok üzen kişi oluyor. Birlikte geleceği kurmak isterken, karşındaki kişi sürekli seni zamana, düzene, başarıya şartlıyor. Oysa sen sadece “yanımda ol” diyorsun. Ama o “Seninle gelecek göremiyorum” diyor. İçinde ne kadar sevgi olsa da, yanında olmayı değil, şartların olgunlaşmasını seçiyor. İyi niyetin, çaban, sabrın hep sorgulanıyor. Kendini anlatmaya çalıştıkça daha da uzaklaşıyorsun. Ve bir gün, “biraz uzak kalalım” diyor. Oysa sen, onunla birlikte iyileşmeyi hayal etmiştin. Gerçekten birini sevmek, değer vermek aileden biri gibi görmektir bana göre. Sen ailenden biriyle ters düştüğünde tüm bağlantını silip koparır mısın yoksa çözmeye mi çalışırsın.. Bütün yükü taşıyan tek kişi olmak... Ve sonunda "neden olmadı" diye kendini suçlamak. Ama biliyorum artık: Gerçek sevgi, en zorlu anlarda da yanında durmaktan vazgeçmeyendir. Her şeyden çok sevdim. Her şeyden çok kırıldım. Ama şimdi en çok kendimi toparlamaya ihtiyacım var. Şunu da unutmayın; Anneniz dışında hiç bir kadını gereğinden fazla sevmeyin sonu böyle oluyor... Belki bu yazdıklarım bir kitap değil. Ama yaşadığım şey en gerçek hikaye.
Yorgunluk
Güzel giden evlilik yoktur. Sevgiyi her gün yeniden seçen çift vardır. Daima güçlü kalan bir ilişki yoktur, güçsüz anlarda bile vazgeçmeyen insanlar vardır. Sorunsuz hiçbir ilişki yoktur, sorunları birlikte çözen çiftler vardır. Hep aynı görüşte buluşan çift yoktur, birbirine saygı duyan iki insan vardır. Zamanla değişmeyen bir aşk yoktur, değişime birlikte ayak uydurabilen eşler vardır. Sonsuz sabır yoktur, sevgisi sabır öğreten bir eş vardır. Mükemmel eşler yoktur, birbirini tamamlayan eşler vardır.
Gösteriş Merakı
Bizde gösteriş merakıyla, nazar korkusu at başı gider. Gezip dolaştığım ülkelerin hiçbirinde yeni Türkiye kadar gösterişe düşkün bir yer görmedim dersem abartmış olmam herhalde. Bunun nedeni, insanların kendi iç dünyaları ve değerleri için değil, birbirleri için yaşamakta oluşlarıdır. Zenginliğin, güzel arabanın, mal mülk sahibi olmanın tek zevki, başkalarına, "Bakın sizde olmayan şeyler bende var!" der gibi dolaşabilmek, paraya ve güce tapan bu toplumda kendini en yukarıda hissedebilmektir. Gustave Flaubert'in Gönül Eğitimi romanında anlatıldı­ğı gibi, Batı burjuvazisi de bu aşamalardan geçmiş, sonunda servetini göstermeme düzeyine ulaşmıştır. Mesela dünyanın en zengin ailelerine sahip olan İsveç'te, hiç varlıklı insan yokmuş, herkes eşitmiş gibi görünür. Çünkü zenginler gazetelerde ve televizyonlarda boy göster­mezler. Sokağa da normal kılıklarla çıkarlar, herkes gibi nor­ mal bir Volvo kullanırlar. Vallenberg ailesinden bir kadının yaptığı gibi dünyanın en pahalı kürkünün üstünü yağmurluk kaplatarak giymek bir erdemdir. Bu ülkelerde ne açılışa, ne cenazeye dev çelenkler gönde­rilir. En makbul hediye, elinizle götürdüğünüz bir demet çiçek­tir. Ambalajını çıkarmak ve sanki biraz önce toplamışsınız gi­bi sunmak da bir görgü kuralıdır. Bütün bunlar aristokrasiden devralınmış özellikler.