Okurken çok zorlandım. 36. sayfaya geldiğimde aslında bu kitabı okumak için pek de hazır olmadığımı anladım ama yine de okumaya devam ettim.
Bu kitabı okurken çok zorlandım çünkü yaşadığım bir kaybı benzer bir şekilde öğrendim. Benzer ani bir telefon, benzer bir konuşma anı.
Duygu yoğunluğu çok yüksek bir kitap. Bazı anları ve hisleri tekrar tekrar yaşatıyor yazar. Okurken bazen durup kelimelerdeki o duyguları hazmetmeniz gerekiyor. Sürekli bazı anları tekrar tekrar yaşıyoruz. Yaramız kapanmıyor, yasımız bitmiyor. Tam devam ediyoruz derken tekrar aynı yere geliyoruz. Hayatımız onun etrafında şekilleniyor sanki. Kitap boyunca bunları okuyor, bunları hissediyor, bunları yaşıyoruz.
''Sen on altı yaşındayken ölüm hakkında iki şiir yazmıştım :
Ölüm senden bir şey aldığında
onu geri ver
ölenden, ölen yaşıyorken
ölen senin kalbinken
aldığın şeyi
geri ver
onu bir güle ver, bir kıtaya, bir kış gününe
başlığının karanlığından seni izleyen
bir çocuğa ver
Ölüm senden bir şey aldığında
onu geri ver
ölenden, siz yağmurda kar altında öylece dururken
güneş altında ve ölen yaşıyorken
ve sanki sana
hatırlamadığın onun da unuttuğu ve
üzerinden sonsuz zaman geçmiş
sonsuz zaman geçmiş
sana bir şey soracakmış gibi
sana yüzünü çevirmişken
aldığın şeyi
geri ver''