Evet, pek çok küçülme, hakaret de var, ama hepsinin altından gurur çıkıyor. Henüz çok gencim, sizi de pek fazla sevdim. Size bunu söylememeliydim, biliyorum, sadece gitmem daha yakışıklı bir hareket olurdu; sizi de bu kadar küçültmezdi. Ama nasıl olsa uzağa gidiyorum, bir daha buralara gelecek değilim. Temelli gidiyorum artık... Boyuna acı çekmek istemiyorum. Konuşmayı pek beceremem, zaten söyleyeceğimi söyledim. Allahaısmarladık. Elinizi sıkmak istemiyorum. Bana o kadar bilinçle acı çektirdiniz ki, şu anda sizi bağışlamak elimden gelmiyor. Sonradan bağışlarım, ama şimdi elinizi sıkamam.
Katerina İvanovna beni hiçbir zaman sevmedi. Aşkımdan hiç söz açmadığım halde, onu sevdiğimi her zaman biliyor, ama sevmiyordu. Hiçbir zaman, bir gün bile dost bilmedi beni. Bu gururlu kadının arkadaşlığıma ihtiyacı yoktu. Beni dinmek bilmeyen bir öç isteğiyle yanında tutuyordu. İlk karşılaşmalarından şimdiye kadar Dmitri’den gördüğü hakaretlerin acısını benden çıkarıyordu, ilk karşılaşmayı hakaret olarak içinde saklamıştı. Kalbi böyle onun! Bu arada bana düşen, sadece, Dmitri’ye olan aşkıyla ilgili sözlerini dinlemek oldu. Artık gidiyorum, ama şunu bilin ki, Katerina İvanovna, gerçekten sevdiğiniz tek insan odur. Size hakareti artırdıkça daha çok seviyorsunuz onu. Acılarınız bundan ibaret. Onu olduğu gibi, bütün hakaretleriyle seviyorsunuz. Düzelse, o saat soğur, bırakırdınız. Ama ona ihtiyacınız var: sadakatinize, kahramanlığınıza fırsat vermesi, ihanetini başına kakmanız için gerekli... Hep gururunuzdan geliyor bunlar.
şimdi gerçekten yardımınıza ihtiyacım var. Fikrimi söyleyeyim de bana sadece düşündüğümün doğru mu, yanlış mı olduğunu açıklayın. Bakın, bana gelişigüzel, kelime üzerinde durmadan, buna bu kadar önem vermeden bir selam yollasaydı, her şey anlaşılırdı. Bu zaten son olurdu. Fakat kelime üzerinde bu derece durarak veda selamını söylemeyi unutmamanız için özellikle direttiğine göre çok heyecanlı, belki kendini bilmez bir durumdaydı. Kararını vermiş ve verdiği karardan ürkmüştür! Benden kesin adımlarla uzaklaşmadı, bayır aşağı tepetakla yuvarlandı. O kelimenin üstünde durması gösterişten başka bir şey değil.
Bunda değeri göz önüne almaya hiç gerek yok. Bu sorun insan yüreğinde çoğu zaman değere bakılarak değil, başka, daha doğal nedenlere uyularak halledilir. Bunun hak olup olmamasına gelince; istemek herkesin hakkıdır.