sinem

Yazı yazmak katıksız bir hayal gücüne dayalı, kendimi bir yerden alıp başka bir yere götürdüğüm, yalnızca kendim için yarattığım bir eylemdi.
Reklam
Yaşayanlar savaşanlardır; Akılları ve ruhlar belli bir amaçla dolu olanlardır. Büyük bir kaderin dik zirvelerine tırmananlardır. Yüce bir amaç ugruna sessizce yürüyenlerdir.
Bizim Renée tecavüze uğramamak için saçlarını kısacık kesmiş, kadınlığını belli eden tüm işaretleri saklamaya çalışmıştı. "Böyle," dedi, "sokakta kadınlar hayatta kalabilmek için saklanmak zorundalar." Bu cehennemî ve kısır bir döngüydü: Görünmez oldukça iyice siliniyor ve toplumdan yok oluyorlardı. Onlar Dokunulmazlar sınıfındandılar, insanlığın varoşlarında gezinen hayaletlerdi.
İnsanlar akşam yemeğinden sonra yatağa girdiklerinde pencerelerinin hemen altında, sokakta neler olup bittiğini bilmek istemiyorlardı. Gözlerini kapatmayı tercih ediyorlardı.
Medeni olduğu söylenen bu ülkede her iki-üç günde bir, bir kadın, eşi tarafından öldürülüyordu. Ne zamana kadar böyle devam edecekti? Tabiatta başka hiçbir tür, böyle bir katliam yapmıyordu. Tabiatta dişilere kötü davranmak yoktu. İnsanlardaki bu yıkma, kırma ihtiyacı nereden kaynaklanıyordu? Bir de çocuklar vardı. Onlardan hemen hemen hiç bahsedilmiyordu. Her yıl babaları tarafın dan anneleriyle birlikte öldürülen onlarca çocuk, aile içi şiddetin ikincil kurbanları oluyordu.
Reklam