Annem çömelip oturunca ben de yanına oturdum. Annem dönüp bana baktı, hafifçe gülümsedi ve avucuyla yanağımı okşadı. Ardından saçlarımı, omzumu ve sırtımı da sırayla okşadı. İçimi sızlatan bu sevgisinin iliklerime kadar işlediğini hatırlıyorum. İnsanın iliğini donduran, yüreğini daraltan… o zaman anladım… Sevginin ne korkunç ıstırap olduğunu.
Çizdiği yolun -o buna hatalarım diyordu- aksine, kusursuz işleyen sistemin gereklerini tam olarak karşıladığını, neredeyse önceden belirli, değişmez kurallara harfiyen uyduğunu anlamazdı. Ailesinin, annesiyle babasının, erkek ve kız kardeşlerinin, hatta çocuklarının ve neredeyse tüm kasabalıların aynı sorunları yaşadığının, hatalarım adını verdiği şeyin aslında şeylerin normal seyrinde akışının kusursuz bir göstergesi olduğunun farkına varmazdı.
Çocukluguma dair mutlu bir anım yok. Tüm bu yıllar boyunca mutluluk ya da sevinç duygusunu tatmamış olduğumu söylemek istemiyorum. Ama şu var ki acı totaliterdir: Sistemine girmeyen her şeyi yok eder.