sinem

"Bitkilerin kültüre alınmasının ve tarımsal kökenlerinin daha iyi anlaşılması için Afrika en yararlı laboratuvarlardan biri olabilir. Afrika, geçiş dönemleri ve ara dönemler açısından çok zengindir... Afrika'nın ciddi, sistemli ve çok yönlü incelenmesi, bizim Yakındoğu'da, Uzakdoğu'da, Okyanusya'da ve Amerikalar'da olup bitenlere daha olgun bir gözle bakmamızı sağlayacaktır. Evrim sürecindeki aşamalar, Afrika' da başka her yerde olduğundan daha açık gibi görünmektedir."
Bölüm 9 BESİN ÜRETİMİYLE ÖTEKİ DENEYLER·Kitabı okudu
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Öyle sanıyorum ki, yaklaşımlardaki bu ayrımı şöyle anlatabiliriz. Bir prehistoryacı olarak ben zaman içinde ileriye ya da yukarıya doğru bakarken, geleneksel eski tarihçiler benim burada anlattıklarımın tümüne bir göz atmak için, geriye doğru bakarlar. Benim ölçütüm, milyonlarca yıl önce kendisini çevresindeki hayvanlardan ayıran yalnızca alet yapabilme yeteneğinden biraz daha çok yeteneği olan ve ateşi bilen bir canlıdır. Bunun sonucu olarak da, benim bakış açım ile geleneksel tarihçinin bakış açısının farklı olması kaçınılmazdır. Eğer insanların zaman içinde bugüne kadarki tüm yaşam öyküsünü anlamak istiyorsanız, o zaman her ikisine de gereksinmeniz olacaktır.
Bölüm 8 UYGARLIĞIN UTKUSU·Kitabı okudu
İlk yazının bulunduğu aşamanın buluntu toplulukları çok gelişkin ve ileri bir kültürü yansıtır. O dönemde henüz tümüyle kentleşilmemiş, ancak kentleşmenin eşiğine gelinmiştir. Klasik güney Mezopotamya'daki ilk yazının bulunduğu aşamaya ilişkin buluntu yerlerindeki yerleşmelerin çok yoğun olduğu anlaşılmaktadır. Bunlardan birçoğu daha önce hiç yerleşilmemiş olan bakir toprak üzerine kurulmuştur. Bir an için bunun ne demek olduğunu, bu kültürün gelişip büyümesine yol açmak üzere kesinlikle var olmuş olması gereken kanal sisteminin gelişmesini ve bu kanalların korunması için gerekli olan toplumsal ve siyasal örgütlenmeyi düşünürsek, artık konumuzun gerçek uygarlık olduğunu anlarız.
Bölüm 8 UYGARLIĞIN UTKUSU·Kitabı okudu
İlk yazının bulunduğu aşamada, piktografik (resim-yazı) işaretlerin bulunduğu kil tabletler, çiviyazısının öncüleridir. İlk örneklerin tam olarak ne oldukları anlaşılmamış olsa da Jacobsen, bunların "hesap yapma ve hesapları hatırlama yolları" olduğunu düşünmektedir. En eski örneklerde bile, yazının en yetkin haliyle ortaya çıktığı Mısır’dan farklı olarak, Mezopotamya’da yazının basit piktografik işaretlerden gerçek çiviyazısına dönüşene kadar geçtiği gelişim aşamaları izlenebilir. Yazının tam olarak gelişmesi, tapınak ve tapınağın mal varlığının hesaplarının tutulmasıyla bağlantılı olabilir. Prof. Jacobsen, yazıyı, mekânı, zamanı ve giderek karmaşıklaşan insan ilişkilerini aşma yolu olarak görmektedir: "Uygarlık ile başlayan yazı, ... bir uygarlığı uygarlık yapan ve onu diğer türde kültürlerden ayıran eğilimleri, gelişimi boyunca desteklemiştir." Sanat ve yazı yazma düşüncesine ilişkin yeni ilkeler Obeyd ya da çok az bildiğimiz Warka Dönemi’nde ortaya çıkmamışsa da, bu ilkeleri güney Mezopotamya'nın dışında, aynı çevresel özelliklere sahip olan ve Karun Nehri’nin ovalarında yer alan alçak alüvyonlu düzlüklerde aramamız gerekmez. Bu yeni ilkeleri, tüm klasik kültür örüntülerini geliştiren güney Mezopotamya insanlarının özgün buluşları olarak kabul etmemiz gerektiği düşüncesindeyim.
Bölüm 8 UYGARLIĞIN UTKUSU·Kitabı okudu
**Uygarlığın Doğuşu**
Neredeyse hiç bilinmeyen Warka Dönemi’ni incelerken, Obeyd’in parlak "yalancı doğuşunu" gözlemledik ve sonunda uygarlık belirtileri saydığımız birçok öğeyi içeren bir buluntu topluluğuyla karşılaştık. Bu buluntu topluluğuna "Proto-Literate" (ön-yazı, ilk yazının bulunduğu aşama) denir; bu aşama artık yazıyı da içerir. Ne kadar eski olursa olsun, yazının tarihöncesi değil de tarih sayıldığı ilkesine dayanarak, bu buluntu topluluğu artık ilk bulunduğu yere göre değil, içeriğinin tarihsel önemine göre adlandırılmıştır. Bazı kapsamlı yayınlar bu buluntu topluluğunu, buluntu yerlerine göre adlandırmaktadır. Ben size ilk yazının bulunduğu bu aşamanın, "Uruk Dönemi" olarak adlandırılan dönemin ikinci yarısını ve "Cemdet Nasr Dönemi" olarak adlandırılan Erken Tarih Dönemi’ni kapsadığını belirteceğim. Bu aşama, başlangıcından sonuna kadar sürekli bir gelişim göstermektedir. İlk yazının bulunduğu bu aşamanın buluntu topluluğunun tanımını ve tarihsel önemini, geleneksel tarihçelere bırakıyorum. Prof. Thorkild Jacobsen, daha sonraki çiviyazılarında bulduğu öykülere dayanarak, bu aşamanın kültürel öyküsünü benden daha iyi anlatabilir. Burada, elde edilen arkeolojik kanıtların işaret ettiklerini kısaca anlatmam yeterli olacaktır. İlk yazının bulunduğu aşamaya ait buluntu yerlerini tamamen kazmamız gerekse de veriler, bu yerleşimlerin küçük bir kentsel alanı kapsadığını göstermektedir. Mimari olarak, yüksek teraslar üzerine kurulmuş görkemli, büyük ve anıtsal tapınaklar inşa edilmiştir. Bu tapınakların tasarım ve süslemeleri, Obeyd Dönemi’nde yerleşmiş olan örüntüleri izler, ancak temel değişiklikler boyutlardadır. Warka’yı kazan Alman arkeologlar, bu döneme ait tapınak komplekslerinden birinin tamamlanmasının, bin beş yüz işçinin günde on saat çalışmasıyla beş yıl sürdüğünü
Bölüm 8 UYGARLIĞIN UTKUSU·Kitabı okudu