Zaman geçtikçe, rastlantı sonucu bulunan ya da bilinçli kazılar ile açığa çıkarılan arkeolojik buluntuların incelenmesi, belirli niteliklerin ortaya çıkmasına yol açtı. Arkeologlar, aynı grupta toplanabilecek buluntulara ilişkin bilgiler edinmeye başladılar. Eğer siz, postayla sipariş verilebilecek eşyayı kapsayan 1890 yılının bir kataloğuyla bugünkünü karşılaştıracak olursanız, arada büyük ayrımlar olduğunu görürsünüz. At nalları, çift kişilik arabalar için madenden yapılmış tekerlekler ve koşum takımlarıyla birlikte belli türde kömür sobaları, mobilya, Çin porselenleri ve gaz lambaları belli bir grubun birer parçasını oluşturur. Bizim bulduğumuz bujiler, radyolar, elektrikli soğutucular ve ampüller ise değişik tür mobilya, porselen ve aygıtlarla başka bir gruba ilişkindir. Sizler 1890'larda kadınların giydiği şapkaları anımsayamayacak kadar genç olmanıza karşın, olasılıkla resimlerini görmüşsünüzdür ve bugün aynı tür şapkaların giyilemeyeceğini de bilirsiniz.
Arkeologların buluntuları incelemeye başlamalarının bir yolu da budur. Çeşitli aletler, silahlar, takılar, çanak çömlek, konut türleri ve ölülerin gömülme biçimleri bile belli bir olguyu tümler. Bazı arkeologlar, böyle belirli bir olguyu tümlemek üzere bir araya getirilebilen her öğeye "buluntu topluluğu" adını verirler. Schliemann'ın Troya'sının 1. katmanından çıkan buluntular ile VII. katmanın buluntuları arasında, bizim 1890'ların mektupla sipariş kataloğumuz ile bugünkü katalogumuz arasındakinden daha çok ayrım vardır.