Benzer katkıyı, 40 yıl boyunca Prehistorya Anabilim Dalı için sürdürdüler; hiçbir olanağı sağlayamadıklarında bile, Amerika 'dan buraya gelmekte olan gördükleri herkesin eline, buraya yollanmak üzere, işimize yarayacağını düşündükleri bir şeyler verdiler. Üstelik bunların çoğu kendi kurumlarında, kendi çalışma mekanlarında bulunmadığı, eksikliği hissedildiği halde. Bu1,(ün dönüp geriye baktığımızda, eğer Prehistorya Laboratuarı'nda çalışabiliyorsak, tabure ve iskemleler dışındaki donamının hemen hemen tümünün, Braidwoodlar'ın şu ya da bu şekildeki katkısı ile gerçekleşmiş olduğunu görürüz. Bugün bu olanaklardan yararlanan genç kuşağın, bu olanakların sağlanmasında Braidwoodlar'ın katkısının ayırdında olmamalarına
şaşmamak gerekir; genç kuşak için Braidwoodlar, kitaplarda bir isim, Prehistorya Laboratuarı'nın duvarında olan iki resim şeklindedir. Çünkü hiçbir zaman Braidwoodlar, Prehistorya Anabil im Dalı'na yapılan katkıda kendilerini ön plana çıkartmamaya çalıştılar, çoğu kez de bunu bilinmeyen bir kaynaktan gelen destek olarak tanımladılar. Onlar için, İstanbul'da bu filizin yeşermesi yeterince sevindiriciydi, "aferin" beklentileri de yoktu.
Bu iki saygın insanın yokluğunun bıraktığı, büyük bir eksiklik
duygusu, yaşadığımız, nefes aldığımız dünyadan bir şeyin eksilmiş olması. Ancak onların yeşertmek için uğraştığı filizin, yeni arayışlar içinde olan bakış açılarının, yeni yetişmekte olan genç kuşaklarda sürebilmesi, başlamış olan atılımın duraksamaması ve Türk arkeolojisinin bilim dünyasında elde etmiş olduğu yeri koruması, onlara yapmış oldukları katkının boşa gitmediğini gösterecek tek saygın yoldur.