Kim bilir bu gözlerin arkasında neler kıpırdanıyordu? Nasıl bir korku, nasıl bir nefret, nasıl bir acı, onun bilmediği nasıl bir cehennem bekliyordu pusuda?
O imge olmasaydı tüm bu sabırsızlık, rahatsızlık, huzursuzluk, acı veren şüphe ve otosansürü yaşamasına gerek olmayacaktı. Yaptığı bir seçimden ötürü -pek matah da değildi ama- her şeyi, ailesini bile kaybedebileceğine dair korkuyu tecrübe etmesine de lüzum kalmayacaktı. Pek çok şey kendi içinde çatlamalara sebep oluyordu. O normal miydi? Her şeyden öte, ahlaklı mıydı? Kendi kendini kontrol edebilen güçlü biri miydi? Cevaplarından emin olduğu bu sorulara artık cevap vereme hale gelmişti.