Müşahedat bir roman, epeyce de kalın bir roman. Kırmızı Kedi yayınevi bence tam da olması gerektiği gibi orjinal metne önsözde belirttikleri üzere hiç dokunmadan, sayfa altlarında eski kelimelerin karşılıklarını vererek romanı basmış. Böylece Ahmet Midhat'ın kullandığı bize her gün daha da yabancılaşan eski dilin tadını almak mümkün olmuş.
Nitekim bugünün okuruna bu romanı okutacak şey de konudan ziyade dilden, o döneme ve yaşayışa, ilişkilere dair alacağı ipuçlarından elde edeceği keyif olacaktır herhalde. Zira konu roman içinde roman yazan ve bizzat baş karakter olarak yer alan Ahmet Mithat Efendi'nin peşine düşmeyi vazife edindiği kadar sarsıcı ve merak uyandırıcı hiç değil, hele bizim gibi bu yüzyılın okurları için! Okuru şaşabırakmayı kurduğu belli olan "entrikaları", "plot twist"leri okurken gülümsemeden edemedim; yani biz biraz kaçın kurası olmuşuz bu yüzyılda, ne entrikalar görüyoruz belki bizzat içinde yaşıyoruz bize bunlar değer mi:) Bir vapur seyri sırasında iki Ermeni hanımefendinin sohbetine kulak kabartmasıyla başlıyor roman, sohbet Ahmet Mithat Efendi'ye epey ilginç geliyor, üstüne bir de hanımefendilerden biri ansızın kalkıp yolcu beylerden birini tokatlamaya başlamasın mı! Artık Ahmet Mithat Efendi dayanamıyor, türlü şekillerde hanımların ve onların "pek ilginç" hikayelerinin diğer kahramanlarının hayatına giriyor, roman içinde bir yandan gitgide dostluğa ve aile olmaya evrilen bu tanışıklıktan sonraki olayları okurken bir yandan da roman olarak yazsın diye Ahmet Mithat Efendi'ye tek tek anlatılan, vapurdaki o esrarengiz olayın önünü, arkasını okuyoruz. Ve elbette, yazarın hemen her yapıtında yaptığı gibi sıklıkla araya aldığı türlü konulardaki fikirlerini de. Ahmet Mithat Efendi'nin roman içinde roman ve kendini de bir karakter olarak dahil ederek
MüşahedatAhmet Mithat Efendi · Kırmızı Kedi Yayınevi · 2021912 okunma