"Amma, öldüğümüzde yıldızlara dönüştüğümüzü söylerdi. Ölünce bir yıldıza dönüşüp beni seyredeceğini söylerdi. Ama o kadar çoklar ki. Hangisi Amma bilmiyorum. İyice baksam görebilirim belki. Bana bir işaret gönderebilir.
"Kimse böyle kayıp çocukları aramaz madam. Gecekondu mahallelerinde yaşayan onca çocuğa bir bakın onlara bakacak kimse yoktur, kaybolduklarında endişelenecek biri bile bulunmaz."
Sanmak ile olmak arasındaki uçurumdan hep nefret ettim!
Sanmak, içinde umutlar, düşler ve heyecanlar vaat eden çok boyutlu bir kavramken, olmak gerçeğin sert, kalın, köşeli ve katı üç boyutunu taşır yalnızca... Ne mutludur o, oluşlarının içine sanışlarını da katmayı başaran insanlara...
"Hepiniz ne kadar da büyümüşsünüz böyle!..." demişti Şair Dayı sevinçle ünleyerek.
"Bir yıl çocuklar için ne kadar uzun, yetişkinler için ne kısa bir süredir."