- ah nasıl da benziyorsunuz birbirinize ... yani yanlış anlamayın bunu doğru olduğu için söylüyorum... ‘iyiler karşılaşır derler ... mert insanlar sonunda bulurlar birbirlerini ‘
bir sarmaşık diyordu o aşk için. “aşk” sözcüğü zaten sözlükte “sarmaşık” demekmiş. bir sarmaşık çınarları servileri nasıl sarıp sarmalarsa aşk da öyle sarıp sarmalarmış çınar gibi yiğitleri servi boylu dilberleri. ve her sarmaşık sardığı ağacı kuruturmuş sonunda. dıştan yemyeşil ve güzel gösterirmiş ama içten içe kurutur çürütür çökertirmiş.
diclenin serin yamaçlarında bir çilek idim ben. son taşkında bedevilerin bağlar ve bahçeleri harap olunca geç yeşermiş şiddetli güneş ile erken kızarmıştım. birgün kara kaşlı kara gözlü bir arap kızı nazik elleriyle koparıp koydu sepetine beni. dalım ve yaprağım benimle idi. umuyordum ki al dudaklarına dokunacaktım. hatta tam da dudaklarına yaklaştırmışken ... olmadı ... olamadı... olamadım. eksik kaldım yarım kaldım.