insanoğlu böyledir; özellikle aşka ait emellerinin ilki ile değil, sonu ile bile yetinmez; ruhu ne kadar tada boğulsa, yine onun üstünde yeni tatlar aramaktan geri kalmaz; gönlünde yeni yeni emeller ortaya çıkar ...
“Yok Allah aşkına yapma! Kendine acımıyor musun? Kahkaha zindanını nasıl göze alıyorsun hiç değilse bana acı! Hem namusumun hem de hayatımın tehlikede olduğunu görmüyor musun? Ben sevdiğimin eliyle ölmeyi başka bir tat bilen kadınlardan değilim! Bu kadar sevgimin üzerine bana kıymak pek gaddarlık olur seni bedenime ikinci ruh bilmişim şimdi ruhuma kaza eceli mi olacaksın? Hiç insaf etmez misin? Ah hem ölmek hemde sevdiğinin eliyle ölmek dayanılır felaketlerden midir? Bari aşkından kıskançlığından öldürse ... hayır ... ilgisizliğinden inadından kibirinden ölümüne sebep olacak ...