Sinem

Birmingham Üniversitesi'nden çıkan ve Hz. Muhammed (s.a.v.) ile çağdaş olan yazma, tam 100 yıl okunmaksızın üniversitenin kütüphanesinde beklemiştir. Bir doktora öğrencisi tarafından şans eseri okunmuş ve Kur'an'ın tahrif olmadığına güçlü bir delil olmuştur. Aynı üniversitede bugün 3.500 Arapça yazma incelenmeyi beklemektedir.
Alıntı
“Yeterince kitabın var” diyenlere cevabımız hazır.

Sinem

, bir kitap okudu
Puan vermedi·296 syf.·
29 günde okudu
·
Okunma: 23 Ocak 2026 23:23
·
2026 2. kitabı
Erhan Altunay
8.6/10 · 1.668 okunma
Akşemseddin önce Hacı Bayram-ı Veli'nin yanında olmak istemez. Başka bir şeyh için Halep'e yola çıkar ama gece rüyasında boynundan zincirle Hacı Bayram-ı Veli'ye çekildiğini görünce geri döner. Burada çok kısa sürede halifelik makamına erişir. Akşemseddin, Hacı Bayram-ı Veli ile Edirne'ye gittiğinde Sultan II. Murat ile de görüşür. Meşhur hadise, burada geçer. II. Murat Hacı Bayram-ı Veli'ye İstanbul'u kimin alacağını sorunca "İstanbul'un fethi, şu yanımdaki köse ile ha şu beşikte yatan bebeye nasip olacak." der. Köse Akşemseddin'dir, bebe de küçük şehzade Mehmet'tir.
Yeditepe Yayınevi·Kitabı okudu
1000Kitap
Fatih askerlerine söz verdiği üç günlük talanı bir günle sınırlandırır çünkü kentin ve Ayasofya'nın yağma ve talanla zarar görmesini istememiştir. Kente girdikten sonra, Ayasofya'ya yönelmiş, büyük mabedin ön kapısında atından inmiştir. Mabedin içine atıyla girdiğini iddia eden ve yazan tarihçiler olmuştur ancak gerçeği yansıtmamaktadır. Bunun delilleri Fatih'in Ayasofya'yı camiye çevirişinden, vakfiyesinin de inceliklerle hazırlanmasından bellidir. Zaten Fatih için Ayasofya'nın özel olması kaçınılmazdır. Sultan, Ayasofya'da önce secde etmiş, Allah karşısında sadece bir kul olduğunu unutmamak için sarığına bir avuç toprak sürmüştür. İçeri girdiğinde, mermer döşemeyi iman adına kırdığını açıklayan Osmanlı askerini bir kılıç darbesiyle öldürmüştür.
Yeditepe Yayınevi·Kitabı okudu
Tarih
Robert de Clari'nin kentte gördüğü çok ilginç bir yapı daha vardı ve onu da şöyle anlatıyordu: "Kentteki bir başka harika da tunçtan yapılmış, tabii ve fevkalade güzel iki kadın heykeliydi. Bunlar yirmi ayak boyundaydı. Heykellerden biri elini batıya doğru uzatıyordu ve üzerinde şunlar yazılıydı: Konstantinopolis'i zapt edecek olanlar batıdan gelecekler.' Öteki heykel elini çirkin bir yere uzatıyor ve şöyle diyordu: Onlar buraya sokulacaklar.' " İlginç olan şudur ki, Konstantinopolis'i zapt edeceklerin batıdan geleceği kehaneti tutmuştur. İkinci heykelin kehaneti ise altmış yıl sonra gerçekleşecektir. Latinler altmış yıllık karanlık bir dönemden sonra İstanbul'dan gideceklerdir. Bu heykeller günümüze ulaşmamıştır. Büyük olasılıkla istilacılar tarafından diğer tunçtan heykeller gibi eritilerek para yapımında kullanılmışlardır.
Yeditepe Yayınevi·Kitabı okudu
Tarih