Fatih askerlerine söz verdiği üç günlük talanı bir günle sınırlandırır çünkü kentin ve Ayasofya'nın yağma ve talanla zarar görmesini istememiştir. Kente girdikten sonra, Ayasofya'ya yönelmiş, büyük mabedin ön kapısında atından inmiştir. Mabedin içine atıyla girdiğini iddia eden ve yazan tarihçiler olmuştur ancak gerçeği yansıtmamaktadır.
Bunun delilleri Fatih'in Ayasofya'yı camiye çevirişinden, vakfiyesinin de inceliklerle hazırlanmasından bellidir. Zaten Fatih için Ayasofya'nın özel olması kaçınılmazdır. Sultan, Ayasofya'da önce secde etmiş, Allah karşısında sadece bir kul olduğunu unutmamak için sarığına bir avuç toprak sürmüştür. İçeri girdiğinde, mermer döşemeyi iman adına kırdığını açıklayan Osmanlı askerini bir kılıç darbesiyle öldürmüştür.