Herkese merhaba. Ben Medine atanamamış öğretmenim. Köyümde ücretli sınıf öğretmenliği yapıyordum fakat yerime kadrolu öğretmen atandı ve artık çalışamıyorum. Eskiden ailemin ve kendi ihtiyaçlarımı karşılıyordum fakat artık çalışamadığım için ihtiyaçlarımı da karşılayamıyorum. Bunları yazmak kolay değil ve utanıyorum ama bazen bazı şeyler için mecbur kalabiliyor insan.. binlerce iş başvurusunda bulundum fakat dönüş sağlanmıyor sağlananlarda düşük ücretler teklif ediyorlar (tecrübem olmadığı için). Köyde yaşıyorum ve evin en büyüğüyüm.. Sizlerden ricam maddi olarak yardımcı olabilecek kimse varsa bana dönüş sağlamanız. Yardımcı olan olmayan herkese teşekkür ederim şimdiden 🙏.
Yolumdan geçmediysen eğer lütfen yargılama...
Sene 1994... İlkokul 3. sınıf öğrencisiyim. Büyük bir coşkuyla kutlanan Ulusal Egemenlik Ve Çocuk Bayramı'nda birçok gösteri ve yarışma düzenlenirdi. Hiçbir ulusal ve dini bayram bizi "23 Nisan" kadar heyecanlandırmazdı. Biz çocuktuk, 23 Nisan ise çocuk bayramıydı.
İlkokul 3. sınıf öğrencisiyken, düzenlenen yarışmalardan birinde (yumurta yarışı) ikinci olmuştum ve sınıf öğretmenim ödül olarak bana bu kitabı vermişti. Birinci olan arkadaşıma ise pastel boya seti verilmişti. Diğer çocukların hepsi pastel boya ödülünü alan arkadaşın etrafında toplandı. Bu çok ağrıma gitti ve ağlayarak eve döndüm. Tabii bana verilen ödülün daha değerli olduğunu çok sonradan öğrenecektim.
Eve varınca kitabı gelişigüzel bir kenara attım ve kanepeye uzanıp tamamen rahatlayana kadar ağladım. Başımı kaldırdığında babaannem (Huzur içinde uyusun) tepemde duruyordu, elinde o kitap vardı. "Bana bu kitabı okur musun oğul," dedi, bazı sayfalardaki resimlere bakarak. "Güzel bir hikâyeye benziyor."
Kitabı Türkçe okuyup babaanneme Kürtçe tercüme ettim. Babaannem beni can kulağıyla dinledi. Ona tercüme ederken bazı yerlerde çok heyecanlandı ve heyecanını belli etti, bazı yerlerde güldü, mutlu oldu. Babaannem hikâyeden bir şey anladı mı bilmiyorum ama ben hiçbir şey anlamamıştım.
Birkaç gün sonra kitabı tekrar okudum. O benim okuduğum ilk kitaptı. Kaç defa okuduğumu hatırlamıyorum ama tamamını ezberlemiştim. Öğretmenime kitabı ezberlediğimi söylediğimde, şaşırarak Neden böyle bir şey yaptığımı sordu. "Çünkü çok güzel" dedim sadece.
Öğretmenim ertesi gün bana Dede Korkut setini getirdi. Bunu nasıl anlatayım bilmiyorum! Tabiri caizse, çölde bir bardak su ararken, su kuyusuna rastlamak gibi bir şeydi.
Benim kitap okuma alışkanlığım böyle başladı. Peki sizin?
Martin Eden Jack London
Cevat Dönmez Cevat Dönmez
“ Aşk,aklın üzerindeydi…”
Jack London
Eşlerini öldüren tek canlı türü insandır.
Adem'den Önce
Jack London
"Kendi başının çaresine bakmış bir kızın gözleri yumuşak ve kibar olmaz."
Martin Eden
Jack London
"İçimde söylemek istediğim çok şey var sanki. Çok büyük şeyler."
Martin Eden
Jack London
"Kitap okuyorsun ve yapayalnız buluyorsun kendini."
Martin Eden
Jack London
Ait olduğu yeri bulamamıştı…
Martin Eden
Ne yaptın da aşık ettin beni kendine. Bilmem, sadece sevdim seni.
Martin Eden Jack London
Cevat Dönmez Cevat Dönmez
“ Aşk,aklın üzerindeydi…”
Jack London
Eşlerini öldüren tek canlı türü insandır.
Adem'den Önce
Jack London
"Kendi başının çaresine bakmış bir kızın gözleri yumuşak ve kibar olmaz."
Martin Eden
Jack London
"İçimde söylemek istediğim çok şey var sanki. Çok büyük şeyler."
Martin Eden
Jack London
"Kitap okuyorsun ve yapayalnız buluyorsun kendini."
Martin Eden
Jack London
Ait olduğu yeri bulamamıştı…
Olmak, sözcüklerle tanımlanıp anlatılamaz. O, ancak yaşanılan ve içte hissedilen bir özellik, bir süreç, bir canlılıktır.
Sahip Olmak ya da Olmak
Erich Fromm
Semanur Betül Demir
Semanur Betül Demir
İnsanoğlunun içerisindeki kötülük, kafanın tembelliğinden doğar.
Vadim O Kadar Yeşildi ki
Richard Llewellyn
Eniz ☭Eniz ☭
Ne yaptın da aşık ettin beni kendine. Bilmem, sadece sevdim seni.
Alıntı
Martin Eden Jack London
Cevat Dönmez Cevat Dönmez
“ Aşk,aklın üzerindeydi…”
Jack London
Eşlerini öldüren tek canlı türü insandır.
Adem'den Önce
Jack London
"Kendi başının çaresine bakmış bir kızın gözleri yumuşak ve kibar olmaz."