Puan vermedi·292 syf.··
2026 8. kitabı
·
18 günde okudu
·
Okunma: 12 Haziran 2026 04:35
Yazarın okuduğum ilk eseri biyografi ile aile döngüsü içinde geçen aynı zamanda toplumsal sorunları sınıf,cinsiyet ve aşkın iktidar ilişkilerine bağımlılığını yürek burkucu şekilde hüzünlü zarafetin muazzam bir karışımı olmuş.
Kumdan YürekAbdulrazak Gurnah · İletişim Yayınları · 20212,276 okunma
Tam yeşil değil
8/10
·308 syf.··
2026 17. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 11 Haziran 2026 20:35
Kitap üç bölümden oluşuyor ve onu farklı kılan şey üç bölümü ayrı üç karakterin anlatımı oluyor. Her karakter kendi hikayesinin baş kahramanı olduğu için ayrı üç hikaye okuyormuşuz gibi gelebilir ama onların buluştuğu ortak payda kitabın yazılış amacı oluyor. Bunlar aşk, sevgi, burjuva ve proleterler arasındaki farklar ve yalnızlık. İlonka Peter e verdiği sevginin karşılığını alamaz. Peter ise jüdit e ulaşamadıkça aşık olur ya da olduğunu sanar. Peter judit le olan sınıf farkını asla göz ardı edemez. Ama kendi sınıfından olan İlonka ile de yapamaz. Bu basit ve gayet klasik aşk üçgeni Peter in ne istediğini bilememesi yüzünden oluşur. Sevgiye karşılık veremez ve aşkına sahip çıkamaz korkağın tekidir aslında. Burjuva oluşuyla övünmediğini söylese de onun getirileri olmadan yaşayamaz. Sonunda yalnız kalır. Bunlar olurken yani insanlar kendi “küçük” acılarıyla boğuşurken dünya, ikinci “büyük” savaşın eşiğindeydi. Durup üzülmeye fırsat bulamadan kendi sorunları içinde boğuluyorlardı. İlonkanın kızıl hastalığından ölen 2 yaşında bebeği vardı. Dünyada da savaş yüzünden ölen milyonlarca bebek. Peki şimdi hangi acı daha büyük? Kitabın ikinci bölümünü Peter anlatır ve yalnızlığı güzellemeye başlar çünkü farkındadır hiç kimseyle mutlu olamıyordur. 8 yıllık İlonka ile olan evliliğini bitirip judit e kavuşup onunla da olamadığını anladığında bize bir hikaye anlatır: Bir adamın hayattaki en büyük arzusu yeşil bir balık kutusuna sahip olmaktır. Balıkçıların iğne, misina ve yemlerini koydukları o metal, yeşil kutulardan… Adam yıllarca bunu düşler. Yaşlanır, ömrü geçer. Sonunda tanrılar ona acır ve istediği kutuyu verirler. Adam kutuyu eline alır, uzun uzun inceler ve hayal kırıklığıyla şöyle der:“Bu tam yeşil değil.” Peter anlar ki judit de onun tam yeşili değildi. Hayatta Tam
İşin Aslı, Judit ve SonrasıSándor Márai · Yapı Kredi Yayınları · 20194,443 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Ruhlar Evi
Puan vermedi·544 syf.··
2026 13. kitabı
Ruhlar Evi, her okunuşta farklı bir yönü keşfedilebilecek çok katmanlı bir roman. Psikolojik açıdan hafıza ve travmayı, sosyolojik açıdan sınıf çatışmalarını ve toplumsal adaletsizlikleri, felsefi açıdan ise kaderi, özgür iradeyi ve insanın geçmişiyle ilişkisini sorgulamaya açıyor. "Isabel Allende, Ruhlar Evi'nde yalnızca bir ailenin hikâyesini anlatmıyor; hafızanın, travmanın, iktidarın ve umudun kuşaklar boyunca nasıl aktarıldığını da gösteriyor." Roman boyunca en çok Clara’nın bilgeliği ve Alba’nın direnci etkiledi beni. Clara, hayatını başkalarının beklentilerine göre şekillendirmeden kendi iç dünyasına sadık kalabilen bir kadın. Alba ise yaşadığı bütün acılara rağmen umudunu ve insanlığını koruyabilen bir karakter. Biri kök salmayı, diğeri ise fırtınada eğilip kırılmamayı öğretiyor. Altını çizdiğim bir bölümü de bırakayım buraya. 189. sayfada Clara, kızı Blanca’yı yoksullara yardım dağıtmaya götürdüğünde ona şöyle diyordu: "Vicdanlarımızı yatıştırmaya yarıyor bunlar, kızım; ama yoksullara bir faydası olmuyor. Onların hayırseverliğe değil, adalete ihtiyacı var." Roman boyunca pek çok etkileyici cümle okudum ama bu söz, kitabın toplumsal vicdanını tek başına özetliyordu. Roman, zengin ile yoksul, güçlü ile güçsüz arasındaki uçurumun yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda ahlaki ve insani sonuçları olduğunu gösteriyor. Kitabı bitirdiğimde ise aklımda şu soru kaldı: İnsan gerçekten kendi hayatını mı yaşar, yoksa kendisinden önce yaşamış insanların tamamlanmamış hikâyelerini de taşır mı? Belki de Ruhlar Evi'nin en güçlü yanı, okurunu tam da bu sorunun üzerinde düşünmeye davet etmesidir. Ve belki de bize hatırlattığı en önemli şey şudur: Geçmişle yüzleşmeyen toplumlar da insanlar gibi aynı acıları tekrar tekrar yaşamaya mahkûmdur
Ruhlar EviIsabel Allende · Can Yayınları · 20221,600 okunma
Paranın ve Gücün İnsan üstündeki etkisi(Dikkat Spoiler içerir)
10/10
·102 syf.··
Beğendi
·
2026 89. kitabı
·
22 saatte okudu
·
Okunma: 11 Haziran 2026 21:00
İnci, Meksika'da bir sahil kasabasında yaşayan, yoksul ama kendi halinde huzurlu bir hayat süren yerli bir inci avcısı olan Kino, karısı Juana ve minik bebekleri Coyotito etrafında şekillenir... ​Bir gün minik Coyotito'yu bir akrep sokar. Kino ve Juana, bebeklerini kasabanın beyaz doktoruna götürürler ancak doktor, yerlilere karşı ırkçı ve kibirli bir tutum sergileyerek paraları olmadığı için onları kapıdan çevirir... Çaresiz kalan Kino, çocuğunu iyileştirecek parayı bulabilmek için denize açılır ve dipten Dünyanın En Büyük İncisini çıkarır. Bu inci o kadar büyük ve parlaktır ki, Kino onun sayesinde hem bebeğini kurtarabileceğini hem de ona güzel bir gelecek sunabileceğini hayal eder... İncinin haberi kasabaya yayılır yayılmaz, Kino'nun etrafındaki herkesin rengi değişir. Daha önce yüzüne bakmayan doktor hemen evlerine gelip bebeği tedavi etmek ister. Kasabadaki inci tüccarları, Kino'nun saflığından yararlanarak inciyi değerinin çok altında bir fiyata kapatmak için birleşirler ve bir lonca oyunu oynarlar. Kino, hakkı olanı almak için direndikçe kasabada hedef haline gelir... İnci, Kino'nun hayatına refah getirmek yerine karanlık, şiddet ve güvensizlik taşır. Geceleri evlerine saldırılar düzenlenir, Kino kendini savunmak için birini öldürmek zorunda kalır, kanoları parçalanır ve evleri yakılır. Karısı Juana, bu incinin lanetli olduğunu ve onlara yıkım getireceğini anlayıp inciyi denize atmak istese de Kino, gururu ve insanca yaşama hırsı yüzünden buna izin vermez. Aile, canını kurtarmak ve inciyi başka bir şehirde satabilmek için dağlara doğru kaçmaya başlar... Peşlerine düşen iz sürücüler dağda onları kıstırır. Gece karanlığında çıkan bir çatışma esnasında avcılardan birinin tüfeğinden çıkan kurşun, mağarada saklanan minik bebekleri Coyotito'ya isabet eder ve bebek
Alıntı
İnciJohn Steinbeck · Sel Yayıncılık · 202349,8bin okunma
9/10
·519 syf.··
2026 109. kitabı
Ferrante’nin en sevdiğim yanı, karakterlerini kusurlarıyla birlikte anlatabilmesi. Bu kitapta kimse tamamen haklı ya da tamamen suçlu değil. Yoksulluk, sınıf farkı, kadın olmak, eğitim ve özgürlük arayışı tüm bunlar karakterlerin seçimlerine öyle doğal bir şekilde işlenmiş ki sayfalar ilerledikçe Napoli’nin dar sokakları da karakterler kadar canlı hale geliyor. İlk kitaba göre daha yoğun, daha olgun ve duygusal olarak daha sarsıcı buldum. Özellikle Lila’nın yaşadıkları uzun süre aklımdan çıkmayacak. Seri boyunca unutamayacağım birçok sahne bu kitapta yer aldı. Benim için yalnızca bir arkadaşlık hikayesi değil büyümenin, değişmenin ve bazen en yakın olduğumuz insanla bile aramıza görünmez mesafeler girmesinin hikayesiydi.
Yeni Soyadının HikayesiElena Ferrante · Everest Yayınları · 20251,872 okunma
Yaşamayı arzu etmeyen bir hayat, sona erme yoluna girmiştir.
9/10
·517 syf.··
Beğendi
·
2026 11. kitabı
·
38 günde okudu
·
Okunma: 11 Haziran 2026 20:09
Martin Eden alt sınıftan gelen bir denizcidir ve arkadaşının ailesi burjuvazi bir ailedir. onlara gittiği bir yemekte evin kızı olan Ruth'a vurulur ve ne kadar bilgili olduğunu görerek kendi cahilliğini görmemişliğini saklamaya çalışır. O günden sonra kendini okumaya, edebiyata ve felsefeye verir. o yükseliş ona çok şeyler kazandıracakken başarının anlamsızlığa dönüştüğü bir yolculukta buluverirsiniz kendinizi. Toplumdaki insanların değer yargısının yüzeyselliğini görürsünüz. Yazar bireysellik ile sosyalizm arasında bir gerilim kurmuştur. Martin bireyci ve kendi çabası ile yükselmek istemektedir. Toplum ise başarıyı onayladıktan sonra Martini kabul eder. Martin öğrendikleri ile mutluluğu yakalamıştır. Onun fakir olduğu dönemlerde yüzüne bakmayanlar yazdığı yazılar para etmeye başlayınca burjuva sınıfına sokmak isterler. Bu iki yüzlülüğü çok içerleyen Martin içine kapanır. Yanlızlığa ve anlamsızlığa sığınır. Başarı mutluluk getirmemiştir. Çok etkilenerek okuduğum bir kitap oldu. son sayfasına kadar zevkle okudum. Kitabın hiçbir bölümünde sıkılmadım. Tavsiye ederim. 477 sayfada yazılan şiirin hoşuma giden kısmını paylaşmak isterim "Bir canlı sonsuza dek ömür sürmez Ölü adam hiçbir zaman dirilmez En yorulmuş nehir bile dinlenmez Denize ulaşmadan salimen."
Martin EdenJack London · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025134,7bin okunma