Puan vermedi·480 syf.··
2026 92. kitabı
Kitap okuyucusunu Ilmar Şehri grupları, Palleseen işgal bölümleri, kişiler listesi ve haritası ile karşılıyor. Fantastik bir evren burası. Aynı zamanda karanlık unsurlara sahip bir yer. Kötü olduğu kadar tehlikeli aynı zamanda. Yaşayanların arasında ise sosyal sınıf tabakalarını görmek de mümkün. Kalabalık bir karakter kadrosuna sahip ve her biri oldukça ilginç. Ezenler ve ezilenlerin bulunduğu bir şehirde elbetteki herkes kendi mücadelesini verecekti. Kimileri küçülecek kimileri büyüyecekti. Savaşılan her yerin geride bıraktığı hasarı, yazar öyle betimlemiş ki benim çok hoşuma gitti. Kitabın içerisinde müthiş bir fantastik dekor var. Hem karakterler hem mekanlar hem de anlatılan hikaye içerisinde gözünüzde canlandırdıkça okumak oldukça keyifli. “Nehre baktığınızda insanlar fakirleştikçe binalar küçülmüyordu. Aslında daha büyüyorlardı.” Zalim Filozoflar serisinin ilk kitabı, müthiş bir karakter kadrosu ve olaylarıyla okuyucusunu çok etkileyecek diye düşünüyorum.
Son Şanslar ŞehriAdrian Tchaikovsky · Eksik Parça Yayınları · 20266 okunma
Puan vermedi·720 syf.··
2026 117. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 03 Mayıs 2026 03:20
Agatha Christie’nin seçilmiş eserleri; İngiliz toplum yapısını, mekân‑karakter ilişkisini ve dedektif kurgusunun “Altın Çağ” estetiğini en iyi yansıtan metinler olarak kabul edilir. Christie’nin romanları yalnızca suç çözme hikâyeleri değil; aynı zamanda toplumsal sınıflar, mekânın psikolojik etkisi, adalet kavramı ve insan doğasının karanlık yönleri üzerine çok katmanlı okumalara imkân verir. Aşağıdaki inceleme, akademik kaynaklara dayalıdır. 1) İngiliz Toplumunun Yansıtılması Christie’nin özellikle 1930’larda yazdığı eserler, dönemin İngiliz sosyal sınıf sistemini ve bu sınıflara dair stereotipleri güçlü biçimde işler. Bir akademik çalışma, Christie’nin romanlarının İngiliz toplumunu ne kadar sadık yansıttığını inceleyerek, sınıf temsillerinin dönemin gerçek sosyal yapısıyla uyumlu olduğunu belirtir. Öne çıkan noktalar: - Üst sınıfın kibarlığı, alt sınıfın görünmezliği ve orta sınıfın yükseliş kaygıları sıkça işlenir. - Kadın karakterler, dönemin yeni kazanılmış haklarıyla ilişkili olarak daha bağımsız ve aktif görünür. 2) Dedektif Kurgusunun “Altın Çağ” Estetiği Christie, suç edebiyatının “Altin Cag” döneminin en belirleyici yazarlarından biridir. Bu dönemin özellikleri: - Kapalı oda cinayetleri - Sınırlı şüpheli listesi - Mantık yürütme ve ipuçlarının adil dağılımı - Beklenmedik ama mantıklı final 3) Mekân ve Karakter İlişkisi Christie’nin eserlerinde mekân yalnızca arka plan değildir; karakterlerin psikolojisini ve olay örgüsünü şekillendiren aktif bir unsurdur. Bir çalışma, Christie’nin mekân tasvirlerini çok katmanlı bir kurgu aracı olarak kullandığını ve hem gerçek hem hayalî coğrafyalar yarattığını gösterir. Örnekler: - Burgh Island, Londra, Kahire, İstanbul gibi gerçek mekânlar - St. Mary Mead gibi hayalî kasabalar - Tren, gemi, ada gibi “geçiş
Agatha Christie
Seçilmiş EserleriAgatha Christie · Şərq-Qərb Nəşriyyatı · 201062 okunma
“Yeterince kitabın var” diyenlere cevabımız hazır.
Çocuklara kötülüklerden korumak için yapılacaklar listesi
8/10
·195 syf.··
2026 4. kitabı
Suçlular sadece başka insanları hedef seçmediler. Yani yakın akrabalardan yada Koç, hoca amca gibilerden de çıkabilir. Bazı ebeveynler Belki de çocukları tedirgin etmekten korkarak hiçbir şey yapmazlar. Maalesef bu başını kuma gömme tarzı yaklaşım çocukların savunması kalmasına sebep olur. Tüm eleştirilere itaat etmelerini gerektiren katı bir tarzda yetiştirilmiş çocuklar özellikle risk altındadır.@ Hayatta hiçbirimiz her şeyi çözemeyiz, Bu yüzden başkalarının tavsiyelerine başvurur. Çocuk yetiştirme konusunda ucuz teorilere başvuranlar, kendilerini Nasrettin hoca'nın masalında yanlarında bir eşekle ve oğluyla giden hocanın durumunda bulurlar. Yani ne yapsalar çözüm bulamıyormuş gibi hissederler. Sezgi ve sağduyudan yararlanmak Sezgi bir şeyi düşünmeden anlamanı sağlayan ani bir histir. Mesela ani ve sebepsiz bir duyguyla karşıdakinin iyi biri olmadığını hissedebilirsiniz işte bu sezgidir. Mesela bazı iş adamları sahte bir işin neredeyse kokusunu alır. Birkaç yıl polislik yaptım ve Sezgin kayda değer bir şekilde gelişmeye başladı. Sezgi ve sağduyu birlikte gider. Birçok insanın başı sağduyu görmezden geldiği için belaya girer. Sağduyu, eğer bir şey gerçek olamayacak kadar iyi görünüyorsa, genellikle gerçek olmadığını öngörür. Mesela baba çocuklarıyla aşırı ilgilenen bir Koru şefini tuhaf bulduğunu ancak çocukların ve annelerinin bu ilgiden memnun olduklarını bildiğinden onların mutsuz etmek istemediğini itiraf etmiş. Yani sağduyu ve sezgisini görmezden gelmiş ve bedelini oğlu ve ailesi ödemiştir (tacizci bir Kore şefi olayından alıntı) yetişkinler sağduyu sahibidir bunu çocuklarına da geçirmek için çaba göstermelidir. Küçük çocuklara bile sezgilerine güvenmeleri öğretilebilir. Şüphelenen bir çocuk kaba davranmaktan korkmadan kaçmalıdır. Çocukların sevgilerini
Çocukları Kötülüklerden KorumakRobert Stuber · Beyaz Yayınları · 19986 okunma
Puan vermedi·304 syf.··
2026 20. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 13 Mart 2026 18:37
Bilge Kızlar okuduğum en eğlenceli feminist metinlerden biri. Dora ve Nora kardeşlerin sahne gösterileri gibi, hareketli, coşkulu, her türlü olumsuzluğu dönüştüren bir roman. Karmaşık aile geçmişini ve olaylar silsilesinin anlatıcısı ikizlerden Dora. Bunu da 75 yaşında, kendi doğum günlerinde ve babalarının da yüzüncü yaş gününde yapmaya başlıyor. İlk sayfalardan, ataerkil düzene meydan okuyor Carter; yaşlı, gayrimeşru, bir revü dansçısı olan kadın anlatıcımızı merkeze koyarak döneminin en iyi Shakespeare oyuncusu yüksek kültürden babasını geri plana atıyor. Dora’nın yanında da hayatı boyunca hep yan yana durduğu, hiç kıskançlık, haset gibi duygular beslemediği ikisi Nora var. Aslında çok acıklı olabilecek hayatlarını toplumun çok önem verdiği aile kurumu, soy bağları, para gibi unsurları ciddiye almadan kadınlıklarıyla barışık, neşeli bir anlatıya çeviriyor Dora. Hiç eksik etmedikleri makyajları, ojeleri onların savaş boyaları. Babalarının yüzüncü doğum gününe bile tam tekmil hazırlanırlar. Ama Dora’nın da dediği gibi “çıtır kızlar gibi giyinip kuşandıkları halde yaşları ve cinsiyetleri yine de onları görünmez kılar”. Böyle bir günde bunu tabii ki sineye çeker kızlar ve yüz yaşında babaları nihayet bir baba olarak sarılır. Kitap boyunca “meşruluk” kavramı sorgulanıyor. Gayrimeşru ikizleri babaları kabul etmezken dünyaya kendi ikizini, kızların amcasını babaları olarak tanıtıyor. Soy bağları o kadar karmaşık bir hâl alıyor ki nihayetinde, kim kimin annesi-babası her şey belirsiz bir hâl alıyor, anlamsızlaşıyor. Meşru ailenin soyadı Hazard ile gayrimeşru kızların soyadı Chance bile aradaki farka ironik bir şekilde dikkat çekiyor. Soy bağı karmaşasının yanında kültür, sınıf ve cinsiyet çatışmaları da sürüp gidiyor. Anlatım yer yer büyükü gerçekçi bir hâl alıyor.
Bilge KızlarAngela Carter · Sel Yayıncılık · 20250 okunma
8/10
·524 syf.··
2026 6. kitabı
·
49 günde okudu
·
Okunma: 03 Mart 2026 00:22
Hayatımda okuduğum en iyi aşk romanı sanırım (değilmiş. okuduğum en iyi aşk romanı hala kürk mantolu) diye başlamışken, ilerledikçe kitabın konusunun salt aşk olmadığını, sınıf farklılıklarına yapılan vurgudan dolayı hem sosyolojik, esas oğlanımız Kemal’in agd durumlarına, kız bacım Füsun’un da sapır saçma triplerine tanık oldukça da hem de psikolojik bir roman olduğuna kani oldum. (Kemal ve Füsun size laflar hazırladım fakat nezaketimden ötürü bunları burada yazmayacağım. Arkadaş ortamlarında sizden bahsederken yeteri kadar ağız dolusu küfürlerle anacağım ikinizi de) Romanın psikolojik kısmı okurken beni çok gerdi. Çünkü aşk hikayesi olarak başlayan süreç, yıllara sari olarak bir saplantı ve hatta bence bir sapkınlığa evriliyor, bir trajediyle de nihayete eriyor. Böyle olmasını bekliyor muydum, evet elbette. Zira, aşk kavuşmamak değil mi zaten? Okurken hissetiğim, “aşk bu kadar eziyet verici bir his değil ve olmamalı..” düşünceme de kitabın son sözünde Orhan Pamuk’un şu satırlarıyla cevap buldum: “Romandaki ilk hedefim müze değil, aşk dediğimiz karmaşık, psikolojik, kültürel, antropolojik şeyi soğukkanlılıkla anlatmaktı. Aşkı yüksek bir yere koyup, sevilen şarkılarda yapıldığı gibi, “ aman ne güzel bir duygu!” demek istemiyordum. Bu duyguyu - tıpkı bir trafik kazası gibi- hayatta başımıza gelen ve çoğu zaman bize istemediğimiz kadar acı veren bir şey olarak anlatmak istiyordum. Masumiyet Müzesi her şeyden önce aşk hakkında bir düşünmedir.” Evet düşündürdü. Kitabın yazım şekliyle de ilgili olarak, en çok bölüm bölüm yazılması, bölüm başlıklarının içindekiler listesi şeklinde kitabın başına konması ve kitabın sonuna eklenen kişiler dizini hoşuma gitti. Bölümler içerisinde de en favori başlıklarım; - Nişan - Ona Evlenme Teklif Edecektim - Zaman - Tombala -
Aşk
Masumiyet MüzesiOrhan Pamuk · Yapı Kredi Yayınları · 202460,5bin okunma
9/10
·384 syf.··
Beğendi
·
2026 17. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 26 Ocak 2026 14:16
Herkese Merhaba Bugün sizlere Dide Çalışkan kaleminden İussum kitabının yorumu ile geldim Ocak ayının sıradaki kitabı 2025 yılı basımlı 384 sayfalık bir kitap •Son Savaş'ın küllerinden doğan ama içinde yaşamanın bedelinin özgürlüğünüz olduğu o karanlık dünya; İussum •Her şeyin "Tek Bir Emir" üzerine kurulduğu distopik bir düzen. İussum'da hayat, fabrikalarda ve madenlerde çürüyen işçilerden en tepedeki yöneticilere kadar herkesin aynı zincire bağlandığı bir yer. İnsanların isimleri yok, numaraları var. Günlük sadece 2 saatlik kişisel vakit veriliyor ve sistem buna ideal hatta gereğinden fazla diyor. Düşünün, sistem sizin hayal kurma yetinizi bile kontrol ediyor! Çünkü bu dünyada sadece üst sınıf olan "P"lerin hayallerini gerçekleştirmek için köle gibi çalışılır. •Kitabın başında Dide Hocamın kendi çizdiği bir harita ve hiyerarşi listesi var. En altta madenlerde çürüyen (İM), en üstte ise ölümden bile daha çok korkulan (Y) var. •Annesi ve kardeşi (İM), babası (İF) olan, kendisi ise bu baskıcı düzende bir (BK) olan 89'un, son 48 saati asit canavarlarından kaçmak, bir bilim insanını öldürmek ve hayatta kalmakla geçmişti. Sistemi içten içe sorgularken kendini büyük bir isyanın ortasında bulması ise an meselesidir. •Annesinden kalan "Esareti bitirmek için tek bir kıvılcım bile yeterlidir" sözünü pusula edinen, yasak hikayelerin taşıyıcısı 441. O, o kıvılcımı nasıl başlatacağını ve 200 yıllık esareti nasıl bitireceğini çok iyi biliyor. •30 yıldır kimsenin başaramadığı, nükleer kokulu, gizemli bir proje... Atlas Görevi. 89, 26,13, 57, 312 ve diğerleri ya bu görevle küllerinden doğacak ya da sisteme yem olacaklar. Ölüm mü? O sadece bu düzenden kaçış ve huzuru bulmak demek... •Yazarın ilk kitabı ve dili çok akıcı; kurguladığı bu detaylı evren gerçekten çok sürükleyici. Eğer
İussumDide Çalışkan · Tilge Yayınevi · 202511 okunma