Saat 02.30. Üç İstanbul bazı sebeplerden dolayı bitiririm diye düşündüğüm günden yaklaşık 5 gün sonra bitmiş bulunuyor. Şuan bu kitap ile tanıdığım karakterler, şahsiyetlerine ait elbiselerle karşımda ayakta duruyorlar, hepsini teker teker selamlayarak, yerlerine gönderirken bu kitap hakkında şunu söyleyebilirim; bu kitapta iyi birisi yok, bu kitapta kötü birisi yok, bu kitapta esasında Adnan var, vatanperver Adnan, kadın düşkünü Adnan, dalkavuk düşmanı Adnan, gururlu Adnan, yalancı Adnan, sadık Adnan, her fırsatta aldatmaya hazır Adnan. Adnan her an her yerde karşılaştığımız ya da bir yerlerde bizimle tanışmayı bekleyen Adnan. Adnan ile vatanın aciziyeti milletin hali haraplıgı hakkında uzun uzun namuslu sözlerle çok hakiki sohbetler edebilirsiniz fakat aynı Adnan sizinle ayrıldıktan hemen sonra eve diye yol aldığı bedenini en yakın arkadaşının karısının bedenine yapıştırı verirdi. Mustafa Kemal Paşa ve yol arkadaşlarının kahramanca mücadelesine birlikte övgüler düzüp, içinden bu kutlu yola çağırılmadığı için hırsla milli mücadelenin muvaffak olmasını istemezdi. Sonunda Adnan diğer bütün Adnanlar gibi öldü.... Önemli günlerde giymek için aldığı kalpağı tabutuna fesi pek eskimiş diye, konacak. Cenazesi ancak yedi kişi ile kaldırılacak. Karısı fotoğrafını uşağa yaksın diye verecekti. Bütün devirlerde Adnan, Adnan gibi ölür.
Üç İstanbulMithat Cemal Kuntay · Oğlak Yayıncılık · 20203,366 okunma
Yann bir daha geri dönmedi, onu çok sevdiği deniz kendisine aldı. Matmezel Guan'ın Yann'dan sonraki buhranlı hayatını hayal ederek üzüntü ile uyuyorum. Tatlı bir öyküydü, Dünya klasiklerinin arasına serpiştirilir.
-Umarım sizi giyotine götürdüğüm için bana kin beslemiyorsunuz bayım
- Korkmayın bu kinim uzun sürmeyecek bay mübaşir.
"İşte edebiyat, işte yazının gücü. Gündelik hayatımda bazı suçlar, bazı insanlar için uygulanmasını istediğim idam (öldürülme) cezasının, sadece 76 sayfada sorgulanmasına neden olması... Evet gerçektende hakkında idam cezası verilmiş bir mahkumun sadece kendisini değil onu seven herkesi cezalandırıldığı gerçeğini iliklerimde hissettim. İnsanın öleceği günü ve saati bilmesi kadar korkunç bir şey olamayacağı. Hele büyük bir kalabalığın coşkuyla bu anı beklemesi... İdam cezası uygulanmalı veya uygulanmamalı bu konuda her iki görüşün haklı sebeplerine saygımı koruyorum. Hele ki bu cezaya mahkum edilen bir kişinin bu cezaya tabii olmasına neden olan filini düşündümde onunda bir insanı öldürdüğünü göz önüne alıp, uygulanması konusunda düşüncelerim hâlâ ağır basmakta... Ama mesele bir insana ölüm cezası verebilecek kudretin kimde olduğu sorusu. (Kitaba göre; şatafat içinde yaşayan kral ve rejimine mi ? Rüşvetten köşeyi dönmüş hakim ve adli mercilere mi ? Ya da mahkuma seni günahsız göndereceğim sözü veren beş para etmez rahibin, ruh temizleyicisi rolüne ne demeli ? Giyotin alanını görebilecek masa ve sandalyelerini yüksek fiyattan kiralayan işletmelerin sahipleri, hakikatan bu ceza ile gerçekleşmesi beklenilen 'ıslah olmuş' toplumun birer parçası olabilirler mi ? Hayır, hayır... Bu mümkün değil."
Bir ademoğlu bundan daha iyi bir roman yazabilmiş midir ? Çok daha okuyarak görmek istiyorum. 1025 sayfa. Hiçbir sayfası sıkmadı, hiç gözümü korkutmadı, harikaydı. Okuyun, okutturun.
Karamazov KardeşlerFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202545,2bin okunma
Nikolay Gogol'un "Ölü Canlar" romanı, esasında Rus edebiyatı fırtınasına tutulduğum bu dönemde, Gonçarov, Tolstoy, Puşkin ve Dostoyevski'den sonra Rus edebiyatında bu kadar kuvvetli bir kalem ile tanışma fırsatı buldurduğu için kitaplığımda iyi bir yer edinmiş durumda. Kitap bir su gibi aktı gitti adeta, karakterlerin hepsi hayatta karşılaştığımız ve karşılaşma ihtimalimizin yüksek olduğu kişiler. İsimlerinin telaffuzu dilimizde zor olması hasebiyle "kişiler" diye bahsedeceğim onlardan. "Çok cimri, köylüsünü hastalığa ve ölüme terk etmiş bir Barin (Toprak sahibi, bey, efendi anlamına gelir), Çok çalışkan bir Barin, Hayata küsmüş şatosundan dışarı çıkmayan felsefeye medet uman bir Barin, Yalancı kumarbaz ve hayatı hilekarlıkla dolu bir Barin, yüksek egolu ovülmekten pek hoşlanan bir savaş kahramanı General" liste uzayıp gittikçe Pavel İvanovic Cicikof karakterinin de aslında ömrünün son dönemini mesut bir sekilde geçirmek için girdiği giriştiği yolları yanlış ama eğlenceli bulmak, başka çaresi var mıydı ki diyerek ona masumiyet yüklemek pek elde olmayan bir durum. Bütün bu karakter analizlerini bir kenara bırakıp sosyolojik bir tespit olarak "soylu ve memur sınıfın esasında ne kadar avam bir halde oldukları, bildikleri tek şeyin yiyip içip dedikodu yapıp birbirlerine mal, para ve makam havası atmaktan başka bir işlerinin olmadığı, Devlet denilen o kutsal varlığın çöküşünün ve yozlaşmasının başlıca sebebi oldukları. Yine de en vatansever, okumuş, bilgili, namuslu ve erdem kişilerin onlar oldukları hususların tartışmaya kapalı oluşu, "Ölü Canlar" a hayat veren muazzam dokunuşlar olmuştur.... Halikarnas
Ölü CanlarNikolay Gogol · İş Bankası Kültür Yayınları · 202429,4bin okunma