"Doğru... doğru olmaz... doğru değil... Nedir bu doğru kuzum? Bir eğriye çok yaklaşıp yakından bakınca eğriyi de küçük küçük doğruların meydana getirebileceğini görüyor insan. Uzaklaştıkça, resme uzaktan bakınca minik minik doğrular sandığın şeyin aslında koca bir eğri olduğunu görüyorsun. Sınır o kadar muğlak ki!"
"Beni seviyor biliyorum ve sevdiği için de bugüne kadar doğru deyip yaptığı veya yapmadığı birçok şeyin aksini yapıyor artık; sırf beni sevdiği için. Ama bunları beni sevdiği için değil, doğru bulduğu için yapmalı."
"...Yanlış anlama, 'beni kim anlayabilecek?' derken ukalalık veya kendimi beğenmişlik etmiyorum. Tüm insanlar, kendi dünyalarında, kendi ön ve art niyetleriyle öyle bir koşuşturmaca içindeler ki durup kendilerine bile bakmıyorlar. Durup bana mı bakacaklar? Benim iç dünyamı nasıl veya kim anlayabilecek derken bunu söylüyorum. Herkes çıldırmış gibi inanılmaz bir koşuşturmaca içinde. Ben ise bu hummalı ve ahmak koşuşturmacada durup, sakinleşip anlamaya çalışıyorum."
"Bence kendilerini sorgulamak zorunda bıraktığı için rahatsız oluyorlar. Yani, farklı bir yol, insana kendi tuttuğu yolun doğru olup olmadığını sorgulatıyor olabilir," dedi İğde.
Sanatkâr olmak zordur. Şan şöhret sahibi olacaksın ama bir daha hayatın sana ait olmayacak. Sanatına ait olacak. Sanatkâr olmak çok zordur. Ateşten gömlektir.