i d i l

8/10
·225 syf.··
2023 1. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 31 Ocak 2023 00:00
Alain de Botton’un okuduğum ilk kitabı olan ‘’Aşk Üzerine’’ bende beklemediğim bir etki bıraktı. Beni içine çekmesini beklemediğimden hâlâ şaşkınım açıkçası. Aşk Üzerine kitabı sadece romantik aşk kitabı değil. Eğer romantik bir kitap okumak istiyorsanız bu kitap beklentinizi karşılamayabilir. Alain de Botton bu kitabında felsefe açısından hepimize acıyı ve heyecanı tattıran aşk duygusunu ele alıyor. Kitapta Tolstoy, Stendhal, Aristo, Poust, Nietzsche gibi yazarların görüşlerine yer vererek bunlara konuyla ilgili kendi yorumlarını da ekleyerek yirmi dört bölümden oluşan, her bölümü dikkat çekici olan bir kitaba imza atmış bulunuyor. Aşkın başlaması ve bitişi arasındaki romantizm dalgalanmalarına gerek olup olmadığına dair kişiyi düşündürüyor, bilimsellik çizgisinden çıkıp kişinin yaşamına bağlanan duyguları ile keyifli olan satırlar bizi kitaba bağlamış bulunuyor. Satırlarda kendimiz ve çevremizle ilgili bağlantılara şahit olabildiğimizi düşünüyorum. Ayrıca kitap, romantik ilişki içerisinde hissedilen, ilişki sürecinin başında, devamında ve sonucunda takınılan tavırları incelikle incelemekle kalmıyor, bize eleştirel olarak da bakış açısı sunuyor. O yüzden merak ve ilgiyle okuduğum bir kitap oldu. Farklı bir alanda okuma yapmak isteyenlere tavsiye edebilirim.
Edebiyat
Aşk ÜzerineAlain de Botton · Sel Yayıncılık · 20202,093 okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
10/10
·272 syf.··
Beğendi
·
2021 33. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 02 Kasım 2021 22:08
Ressam olan Basil, arkadaşı Dorian'ın portresini çizerken başka bir arkadaşı olan Lord Henry yanlarına gelir. Dorian ile Lord Henry'yi tanıştırır. Lord Henry bir kişiyi sözleri ile ne kadar değiştirebileceğini merak eder. Bu şekilde Dorian'ın da iyi kalpli masum bir genç olmasından yararlanır. Ona gençliğin ve güzelliğin ne kadar değerli ve paha biçilmez olduğundan bahseder. Lord Henry'nin sözleri Dorian'a mantıklı gelir ve Basil'in kendisine yaptığı portreyi, kendisi yaşlanıp çirkinleşirken portredeki Dorian hep genç kalacağı için kıskanmaya başlar. Bunun üzerine kendisi yerine portrenin yaşlanmasını diler. Her şey Dorian'ın dileğinin gerçekleşmesi ile başlar. Kitapta bireyin iç dünyasını muazzam bir şekilde anlatan Oscar Wilde bir mektubunda romanın karakterlerinden şöyle bahsediyor: "Basil Hallward, ben olduğumu sandığım kişidir; Lord Henry, dünyanın ben sandığı kişidir; Dorian Gray ise ben olmak istediğim kişidir. '' “Oysa ben onu öldürdüm diye güllerin güzelliği azalmış değil.” “Her zaman seveceksin beni. Çünkü ben işlemeyi göze alamadığım tüm günahları simgeliyorum.” “Bir etki yarattınız mı bir düşman kazandınız demektir. Sevilmek için sıradan biri olmak gerek.” "Şu dünyada hakkında konuşulmasından daha kötü bir şey varsa o da hakkında konuşulmamasıdır." "Toplumun sevmediği tek şey yeniliktir." "İyi sanatçılar eserlerinde var oluyorlar, bu yüzden de kişilikleri sönük oluyor."
Edebiyat
Dorian Gray'in PortresiOscar Wilde · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202399,3bin okunma
Puan vermedi·318 syf.··
2021 28. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 05 Eylül 2021 16:48
Kitap 4 ana bölümden oluşuyor, ilk bölümde Hasan Sabbah tarih sahnesine çıkıyor ve Hasan Sabbah ile Nizamülmülk ile arasında ki ilişkiyi anlatıyor. İkinci bölümde Hasan Sabbah'ın Alamut yolculuğu ele alınıyor. Son iki kısmında zaman 1070'li yıllar ile 1900'ler arasında geçiyor. Ömer Hayyam'ın o meşhur kitabı Rubaiyat'ın elden ele dolaşması ve Titanic gemisi ile hayat sahnesinden nasıl da silindiği ile son buluyor. İlk defa bir Amin Maalouf kitabı okumuş oldum. Birinci bölümde; selçuklu devletinin egemenliği altındaki İran topraklarında Ömer Hayyam, Nizamülmülk ve Hasan Sabbah'ın yaşamlarına odaklanmakta. Son iki bölümde ise Ömer Hayyam'ın Semerkant yazmasının peşinde olan bir amerika'lının, 1900'lerin başında İran'daki maceralarını, İran'ın o dönemdeki siyasi ortamını ve iç karışıklıklarını da arka plana alarak ele almakta. Tarihi ortamı yansıtma konusunda çok başarılıydı. Yazar, o dönemi ve ele aldığı karakterleri ciddi bir araştırmanın süzgecinden geçirdiği çok belli oluyor. Ömer Hayyam, Nizamülmülk ve Hasan Sabbah'ın yaşamlarını ve birbirleriyle kesişmelerini çok iyi bir tarihçinin objektifliğiyle okuyucuya sunuyor. Örneğin, Ömer Hayyam'ı yalnızca hazcı ve şarapçı olarak gösteren bugünün popüler kültürü gibi ele almıyor. Hayyam'ın felsefi, bilimsel kişiliği başta olmak üzere çok yönlü derinliğini gözler önüne seriyor.
SemerkantAmin Maalouf · Yapı Kredi Yayınları · 202574,9bin okunma