Bizler, kavgaya giderken kahveden toplanmış adamlardık.
Ve hiçbir kavga, kahveden toplanan adamlarla kazanılmazdı.
Bizler, uykusuzluktan delirmenin eşiğindeki amatörlerdik.
Uykusuzluk ve soğuktan delirmemizi engelleyen tek şeyse korkuydu.
O kadar korkuyorduk ki deliremiyorduk.
Bu mektubu sana bir otel odasından yazıyorum.bir cinayet işlemeye geldiğim şehirden.cinayeti beklerken yazıyorum.yarın.her şey yarın bitecek.yarın her şey yeniden başlayacak.göreceğiz.belki de öldürüleceğiz.işte o zaman,bu mektubu bitirmeye gerek kalmayacak.sana kendim fısıldayacağım,yazacaklarımı.kağıt ve kalem yerine,gözlerimiz dokunacak birbirine...
“Bir sonbaharda buluşacağız. Bu dünyada sensiz dökülen yapraklar, koluma girdiğinde omuzlarıma konacak. Yakalayacağım bu kez. Yaprakları da, seni de. Düşmeden yakalayacağım.”