lev

Puan vermedi·448 syf.·
2023 32. kitabı
“Ben dünyaları ateşe verecek kıvılcımım. Ben zincirleri kıracak çekicim. Ben halkımın ve esaret içinde yaşayan herkesin umuduyum. Çünkü biliyorum ki insan kendini köleleştiren adaletsizlikle özgürleşemez.” Kızıl Yükseliş, Pierce Brown, 2014. Selamlar, bugünkü incelememde 2014’ten bu yana yazılmaya devam eden Kızıl Yükseliş serisinin ilk kitabını ele alacağım. Öncelikle, çok da ayrıntıya girmeden kitabın konusundan bahsedeyim. Uzak gelecekte, insanlar Güneş sistemini kolonileştirmiş ve renklerine göre bir kast sistemi oluşturmuşlardır. Bu kast sisteminin en üst tabakasında Altınlar, en altındaysa Kızıllar bulunmaktadır. Kitapta da bir Kızıl olan başkarakterimiz Darrow’un başına gelen birtakım olaylar sonucunda intikam duygusuyla harekete geçmesi ve yaşadıkları anlatılıyor. Kitap incelemelerinde yazarlar için ayrı bir paragraf açılması gerektiği kanaatindeyim, bu yüzden kitabı detaylı incelemeden önce biraz Pierce Browndan bahsedeyim. Kendisi üniversitedeyken siyaset bilimi ve ekonomi alanında uzmanlaşmış Amerikalı yazar ve senarist. Kızıl Yükseliş serisinden önce 18-22 yaşları arasında 6 kitap yazdığını fakat 130’dan fazla kez ret yediğini söylemiş. Kızıl Yükseliş’in ilk kitabı da dahil olmak üzere garajlarında yazmış hepsini. Kızıl Yükseliş’e teklif geldikten sonra Los Angeles’a taşınmış vesaire yani bu kitap yazarımız için dönüm noktası olmuş diyebiliriz. Serimiz son kitabımız henüz yayınmamakla beraber 7 kitaptan oluşuyor. Bir de yazar seride bahsedilen Ares’in Oğullarıyla ilgili bir çizgi roman da yazmış. Serideki zaman diliminin öncesinde yer alan 6 sayılık çizgi roman serisinde de Ares’in Oğulları’nın kökeni araştırılıyor. Bir de serinin dizi ya da film olması için çalışmalar yapılmış, taslaklar hazırlanmış fakat birtakım sorunlardan dolayı (yayın hakları
Kızıl YükselişPierce Brown · Pegasus Yayınları · 20152,530 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Puan vermedi·382 syf.·
2023 3. kitabı
“Belki de artık savaş kazanmak mümkün değildi. Belki savaşlar artık sonsuza kadar sürecekti.” Ernest Hemingway, Silahlara Veda, 1929. Kitap, 1. Dünya Savaşı’nda İtalya’nın yanında yer alan ABD’nin İtalya’ya gönderdiği gönüllü orduda şehitlerin ambulanslarla taşınmasında görev alan Teğmen Frederic Henry’nin cephede yaşadıklarını ve bir hemşireye aşık olmasıyla içinde bulunduğu duygu değişimini ve bu hemşireyle yaşadıklarını konu alıyor. Ek bilgi vereyim, yazarımız Hemingway de 1918 yılında gönüllü olarak Avrupa’ya gelip Birinci Dünya Savaşı’nda ambulans şöförü olarak görev yapmış, Milano’da bir hastanede tedavisi sürerken tanıştığı hemşireye aşık olmuş ve terhis edildikten sonra ABD’ye aşık olduğu hemşire Agnes ile dönmeyi planlarken terk edilmiş, kitabımızın konusu da buradan gelmiştir. Hatta kitapta geçen İtalyan cephesinde yaşanan sahneyi (arkadaşının öldüğü, kendisinin bacağını kaybettiği) de yaşamıştır Hemingway, bir nevi otobiyografi olarak da yazmış diyebiliriz Silahlara Veda’yı. (Kitap, savaşın ardından İtalya Hükümeti tarafından yaklaşık 1929’dan 1948’e kadar İtalyan ordusunun savaştaki küçük düşürücü yenilgisinin tasvirlerinden dolayı ve kitaptaki askeri karşıtı sözler nedeniyle İtalya’da yasaklanmış. Hatta İtalyan yazar ve çevirmen Fernando Pivano, romanı yasa dışı bir şekilde çevirdiği için 1943 tarihinde tutuklanmış. Ayrıca kitap Nazilerin yaktığı savaş karşıtı kitapların içinde de yer alıyor.) Savaş ve aşk olmak üzere birbirine tamamen zıt iki tema işlenmiş kitapta. Savaş teması kendisi de savaşta görev almış bir yazar tarafından gerek betimlemeler olsun gerek cephedeki insanların psikolojik tahlilleri olsun tüm gerçekliğiyle işlenmiş fakat maalesef ki aşk için aynı şeyi söyleyemeyeceğim. (Belki de kendisi savaşı cephede yaşayıp gördüğünden ama aşkı
Silahlara VedaErnest Hemingway · Bilgi Yayınevi · 20257,9bin okunma
7/10
·672 syf.·
2021 13. kitabı
“Büyük bir enerji açığa çıktığında karşıt bir enerji de ortaya çıkar. Bazıları bunun ikiz alevi olduğunu söyler, bazıları ise Su Krallığı’nda yeni bir lord ile vârisin doğduğunu...” Selamlar, ikinci incelememi Lordlar ve Varisler kitabı hakkında yazacağım. Kitabı okuyalı yaklaşık 2-3 hafta oluyor, hesabımı yeni etkinleştirdiğim için incelememi ancak şimdi yazıyorum. Aslında incelememde değineceğim konuları kafamda toparlamıştım ama unuttuğum yerler de vardır elbette. Öncelikle kitap hakkında hiçbir bilgim yoktu, adını bile duymamıştım. @kirikkalptacirleri ‘i takibe aldıktan sonra ana sayfam HGOİ ile ilgili ileti ve yorumlarla doldu ve merak edip aldım ben de, iyi ki de almışım. Kitabın akıcı dili ve güzel bir kurgusu var. 200. sayfalara gelene kadar kitap sarmamıştı açıkçası, 200’lerden sonra elimden bırakamadım zaten. Harry Potter dışında fantastik okumadığım için mi bilmiyorum ama kitabın bazı kısımları bana Harry Potter’ı anımsattı. Harry Potter’da binalara ayrılıyor, burada krallıklarla. Harry Potter’da herkesin bir hayvanı (patronuslar gibi bir isimleri var mıydı hatırlamıyorum) oluyordu, burada ise nagueller. Ki elbette benzerlikler olabilir, dünyada en çok bilinen ve sevilen fantastiğin örnek alınması çok doğal. Kitapta yazım yanlışları çok fazlaydı. Yazım yanlışlarına çok dikkat eden birisi olarak gerçekten rahatsız edici bir durum. Kitap sanırım Wattpad’den çıkmış bir kitap, Wattpad’de böyle yazım yanlışlarının olması çok doğal ama kitap basılırken bunların kontrol edilip düzeltilmesi gerekiyor. İkinci basımda düzeltirler diye düşünüyorum. Benim gibi en ufak bir yazım yanlışında bile dikkati dağılan kişiler için kötü bir durum çünkü. Kitabın baş karakteri Nova hakkında konuşacak olursam, gerçekten hayran kaldım. Sınıfta HGOİ okuyan bir arkadaşımla
Lordlar ve VarislerN. G. Kabal · Martı Yayınları · 202210,3bin okunma
5/10
·416 syf.·
2021 10. kitabı
yeşilin kızı anne 4/8 “Üniversiteden mezun olan Anne, Summerside Lisesi’nde müdürlük yapmaya ve yeni evi Windy Poplars’ta renkli kişiliklere sahip üç yaşlı hanımefendiyle birlikte yaşamaya başlar.” bu kitap serinin ilk dört kitabı içerisinde en beğenmediğim oldu. diğerlerine nazaran daha sıkıcıydı, normalde iki üç gün içerisinde bitirilecek bir uzunlukta olmasına rağmen sürüklemediğinden dolayı bir, bir buçuk hafta içerisinde anca bitirdim. Anne’in Summerside Kasabası’ndaki üç yılına tanık oluyoruz bu kitapta. diğer üç kitapta da olduğu gibi her seferinde yeni karakterlerle tanışıp hayatlarına tanık oluyoruz. fakat bu kitapta fazla karakterin olması ve onların hayatındaki her şeyi en ince detayına kadar okumamız kitabı biraz sıkıcılaştırdı kanımca. mektuplar, kitabın neredeyse yarısı Anne’in Gilbert’a yazdığı mektupları okumamızla geçti. Anne’in Gilbert’a yazdıklarından kasabada olan çoğu olayı biz de öğrendik, evet, fakat fazla uzunlardı ve gereksiz detaylara yine çok yer verilmişti. kilometrelerce uzakta olan sevgilisine mektup yazarken kasabada onun hiç tanımadığı birinin saçını, gözünü, hikayelerini anlatması açıkçası saçma ve gereksiz geldi. ayrıca birkaç tane bile olsa Gilbert’ın mektuplarından da okumamız güzel olurdu. koskoca üç sene geçti kitapta ama Gilbert’ın tek bir diyaloğu olmadı. yaz tatillerinde, noel tatillerinde buluştular ama Gilbert ile olan tek bir konuşma, sahne bile geçmedi. ileriki kitaplarda ikisinin birlikte yaşayacağını düşünerek Montgomery’nin bu açığı diğer kitaplarda kapattığını umuyorum, okurlar Gilbert’a hayran sonuçta :) Küçük Elizabeth, Anne’in ilk kitaptaki hâlinin tıpatıp aynısıydı. henüz çok küçük yaştaki bir çocuğun çok baskı altında yaşamasına rağmen hayata dair hiçbir zaman umudunu kaybetmeyip hep yarını düşünmesi, Anne’in
Yeşilin Kızı Anne 4L. M. Montgomery · Ephesus Yayınları · 20203,811 okunma