8/10
·596 syf.··
2026 20. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 04 Nisan 2026 00:00
Merhabalar ben geldim, Kamelya’dan bahsedeceğim Uzun soluklu bir serinin ilk kitabı Kamelya. Asker kurgusu bağımlısı kişiliğimin okurken çokça eğlendiği, romantik kişiliğimin yerlerde yuvarlanıp çığlıklar attığı bir serüven oldu kendisi. Çok eğlenerek okudum ve bana kendimi çok iyi hissettirdi. Ayrıca sade ve anlaşılır bir yazım diliyle yazılmış olması bana sorarsanız bu kitabı tam bir RS kurtarıcısı yapıyor Kolayca akıp gidiyor. Derslerden boğulmuş olmama rağmen çok rahat okudum. Gelelim evrenimize. Gözde karakteri dikbaşlılığı sivri dili ve deli dolu tavırlarıyla kitabın gözdesiydi bana sorarsanız. Biraz dengesiz bir karakter ve kendini çok utandırıyor ndlwsblwsnkd ama onu Gözde yapan önemli şeyler bunlar. Çok zor şeyler yaşamış. En başından bir şehit kızı zaten. Kardeşinden büyük darbeler almış. Psikolojik sıkıntılar çekmiş ve yeni bir hayata adım atmak istediği an en yakınları tarafından ters tepkilerle karşılaşıyor. Bu kadar olayın üstüne arabasıyla bodoslama giriyor birinin arabasına, kimin dersiniz? Atakan Sarper Gündoğdu yani nam-ı diğer Gündoğurmaz. Evet, ikilimiz bu şekilde tanışıyor ve bu tesadüf Hakkari’de aynı lojmanda komşu olmaya kadar uzanıyor. Gözde’den aşağı kalır bir yanı yok onun da, bunları birbirlerinden başka kimse almaz zaten ben size söyleyeyim. Mecburlar yani‍ Kendisi biraz arsız biraz da kıskanç bir bey. Ağzı da inanılmaz iyi laf yapıyor. Onun da yaşadığı çok acı tecrübeler var ve öyle benziyor ki yaşamaya devam edecek… Gözde’yle fena bir ikili oldular kitabın en başından beri. Aralarındaki o kimya öyle derin hissediliyor ki, okudukça onlara daha çok çekiliyorsunuz. Kavga edip itişseler bile mıknatıs misali çekiliyorlar birbirlerine Timimiz, Kurtuluş Timi kitaptaki bir diğer başyapıt. Timden çok bir aile gibi olmuşlar ve bu gerçekten dibine
KamelyaNazlıcan · Ulysses Yayınları · 2026117 okunma
Puan vermedi·12 syf.··
2026 4. kitabı
Selamlarr @seydabulbul_71 kaleminden "Yaramaz Civciv Tombik" ile geldim size Beklenen gün gelmiş ve Yaramaz Civciv Tombik ve kardeşleri yumurtadan çıkmıştı Yaramaz Civciv haricinde hepsi çok akıllıydı. Anne ve babasının sözünü dinliyordu. Yaramaz Civciv ise tam tersi... Bir gün Yaramaz Civciv bir kelebek gördü ve kardeşlerinden ayrılarak kelebeğin peşinden gitti. Yaramaz Civciv kayboldu ve ailesini kaybetti Sizce Yaramaz Civciv ailesini bulabilecek mi? Yaramazlıklarına devam edecek mi? Minikler için hem keyfili hem de ders çıkaracakları bir kitap. Ailenin sözünden çıkılmaması gerektiğini, aileye güveni vurgulayan bir kitap Kitaptaki resimler ise çok ilgi çekici ve güzel Canlı renklerle çocukların çok seveceği türden. Kurgunun yanında çizimler de ön planda. Çizer Sevda Bülbül harika bir iş çıkarmış. Birkaç tane çizimlerinden ekleyeceğim kaydırarak bakabilirsiniz Yazarımız Şeyda Bülbül hakkında da biraz bilgi vermek istiyorum size; Şeyda Bülbül 1971 Ankara doğumludur. Lise eğitimini İzmir’de tamamlamıştır. 1997’den bu yana teknik açıdan kendini geliştirip radyo oyunu, tiyatro oyunu, skeç, öykü gibi türlerde ve çeşitli konularda yazmıştır. 2023’te Reklam Yazarlığı Atölyesi’ni başarıyla tamamlamıştır. İfrit (Aşk Büyüsü) Bülbül’ün ikinci senaryosudur. 2023 yazında kaleme alınmıştır. Maddi sebeplerle çekimi yapılamadığı için, ikinci senaryosunu ilk kitabına çevirmiştir. Bülbül’ün, çocuklar için yazmış olduğu öykü kitabı Kardan Adam’ın Güneş’e Aşkı, çocukların her açıdan gelişimine katkı sağlamayı ve değerler öğretmeyi amaçlayan öykülerden oluşur. Yazarın son kitabı Yaramaz Civciv Tombik ise daha küçük yaş grubuna yönelik kaleme alınmış, Sevda Bülbül tarafından resimlenmiş çocuk kitabıdır. Miniklere ailenin güvenini ve önemini anlatır.
Yaramaz Civciv TombikŞeyda Bülbül · Yazardan Direkt Yayınevi · 20269 okunma
Reklam
Bipolar Altında Hikayeler - OPİA Üzerine
Puan vermedi·124 syf.··
Beğendi
·
2026 3. kitabı
Zeynep Melda Güler Bipolar Altında Hikayeler Bu kitap, adından da anlaşılacağı gibi, uçlarda salınan bir ruh hâlini merkeze alıyor. İçindeki hikâyeler kimi zaman bir psikiyatristin gözünden danışanını anlatıyor, kimi zaman da bireyin kendi zihninde verdiği savaşlara odaklanıyor. Karakterlerin bireysel travmaları yanı sıra toplumsal gerçeklerle boğuşuyor olması dikkat çekici. Çocukluk travmaları, aile yapısındaki eksiklikler ve politik eleştiriler iç içe geçmiş. Yani bireylerin içsel savaşları toplumun açmazlarıyla birleşiyor. Güler’in kalemi, “küçük bir hikâye anlatayım” diye başlayıp aslında okuru büyük bir yaşam muhasebesine davet ediyor. Her hikâyesi, hayatın sıradan görünen anlarında insan ruhunda ne kadar derin yarıklar açabileceğini düşündürüyor. Bir kitabın içine girmek bazen yavaş yavaş olur, bazen ilk sayfada çarpılırsın. Zeynep Melda Güler’in Bipolar Altında Hikâyeler - Opia kitabı bende ikinci etkiyi yarattı. Çarpıldım! Hatta sadece “çarpılmakla” kalmadım, içinden bazı hikâyeleri çerçeveletip duvara asmak istedim diyebilirim. Bu yazıda, kitaptan iki favori hikâyeme değineceğim. Biri karanlık bir yerden bakıyor okura: Ben de Sizi Okuyorum. Diğeri ise trajikomik bir çarpışma gibi: Romantik Sözlere Cevap Veren Adam. Birisi seni içeriden okuyor, diğeri karşılıklı konuşma sandığın şeyi aslında ne kadar tek taraflı yaşadığını yüzüne tokat gibi vuruyor. Ama ince. Yani hem kırıyor hem gülümsetiyor. Ben de Sizi Okuyorum Kız bunalımda. Hayatla barışık olmadığı bir dönem. Kendisiyle zaten küs. Yine de hayatın akışına kendini bırakmış; anlam arayışı hâlâ devam ediyor. Uğradığı bir kitapçıdan birkaç kitap alıp evine dönüyor. Aldığı kitaplardan bir tanesi kişisel gelişim kitabı. Hani şu her derdi iki sayfada çözenlerden. Okumaya başladıktan sonra her öneriye bir not düşüyor. Ama
Bipolar Altında HikayelerZeynep Melda Güler · Kitapyurdu Doğrudan Yayıncılık · 20251 okunma
Ocak ayının en kötüsü
1/10
·72 syf.··
2026 13. kitabı
·
28 günde okudu
·
Okunma: 14 Şubat 2026 13:07
Kitabın okunmadan oylandığını düşünüyorum, hatta arka kapağın dahi okunmadan yazıldığını. Fil insanı eziyor, kırlangıçlar serçeyi gömerek boğuyor, baba yalan söylüyor, kız trenin altına yatıyor. Hepsi fiyasko. Bu eseri bir yetişkin skeç okuyor gibi okursa gerçekten komik bulabilir ama bir çocuk zihnine asla uygun değil ve çoğu hikaye anlamlı bir alt metin bile içermiyor. Sırf Tolstoy yazdı diye parlatılması çok yanlış. Demek ki yazarına güvenip çocuğa gözü kapalı okutmamak lazımmış. Pedagojik açılara filan hiç girmiyorum. Dümdüz birbirinden kötü hikayeler bunlar. Nasıl övgüler dizip bu puana taşıdınız acaba?
Erik ÇekirdeğiLev Tolstoy · Can Çocuk Yayınları · 20241,388 okunma
Puan vermedi·305 syf.··
Beğendi
·
2025 35. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 25 Aralık 2025 03:43
Orhan Kemal'in toplumsal gerçekçi romanlarından bir tanesi daha. Bu kitabı okuduğumuzda Kemal Sunal filmlerinin bu havayı baya solumuş olduğu anlaşılıyor. Orhan Kemal devlet-toplum, devlet-insan ilişkisini çok iyi analiz etmiştir. Anadolu insanının gözünde devlet ne demektir iyi göstermiştir. Aynı zamanda algının toplumumuzda ne kadar geçer akçe olduğunu da iyi görüyoruz. Müfettişler Müfettişi romanının bu ilk cildinde kalıp kıyafetinden dolayı Kudret Yanardağ'ın Ankara’dan gelen Müfettişler Müfettişi zannedilmesiyle esnafın ve brokrasinin ona yaranmaya çalışması ve onun da bundan fayda sağlaması etrafında gelişen skeç tadında bir hikaye yer almaktadır. Bu skeçte insanın türlü hallerini görmek mümkündür. Profesyonel yazar kendini daima hissettirir ve okutur. Orhan Kemal bu işin ustasıdır.
Müfettişler MüfettişiOrhan Kemal · Everest Yayınları · 2007428 okunma
5/10
·303 syf.··
2025 58. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 12 Kasım 2025 16:39
Seneler önce “Çok Güzel Hareketler Bunlar”da izlediğim Oğuzhan Koç ve Eser’in oynadığı bir skeç vardı. Eser tiyatroda başarısız olduğu için bunalıma girince, Oğuzhan da ona kendisinin yazmış olduğu bir senaryoyu anlatıyordu. Eser de bunu Yılmaz Erdoğan’a kendi fikriymiş gibi aktarıyor ve senaryonun çok beğenilip filminin çekilmesi, hatta filmin oscar ödülü almasına kadar giden bir hikaye; seyirciye eğlenceli bir dille anlatılmıştı. İşte “Sarı Yüz” kitabı da tam olarak bu şekilde olmasa da bu konuyu, yani “fikir hırsızlığı”nı ele alıyor. Bir yanda gerçeği söyleyerek kafamızın rahat olması ama övgüyü başkasının alması, arkadaşımızın başarılı olması var. Diğer tarafta ise yalan söyleyerek fikri kendimizinmiş gibi yansıtıp övgüye ve başarıya bedavadan konmak var. Hangisini seçeriz? Bahsettiğim skeçte bu durum, sahneye şeytan ve meleğin de dahil olmasıyla mizahi bir dille yansıtılmıştı. Bu kitapta ise bu konu daha çok psikolojik olarak ele alınıyor ve kahramanın yaklaşma-kaçınma çatışmasının içinde buluyoruz kendimizi. Bence dikkat çekici bir şekilde başlayan olaylar örgüsü, yazarın bir anda frene basmasıyla duruyor ve sıkıcı bir hale bürünüyor. Konu olarak çok farklı bir konu yok, dediğim gibi yıllar önce bir skeçte bile yer alan basit bir konu. Yazarın anlatımı da aman aman başarılı değil. Konu da bir yerde tıkanıyor ve final de sürpriz bir şekilde bitmiyor. Peki şu an nasıl çok satanlar listesinde ve 21. Yüzyılın en iyi romanı olarak tanıtılıyor, anlamış değilim. Bazı siyasi göndermelerin olması, ırkçılık gibi konuları ince ince işlemesi, akıcı bir üslubun olması; kitabın bir şekilde ön plana çıkmasını sağlamış. Benim tavsiye edebileceğim bir kitap değil; ama dikkatimi çektiğinden ben de okumuş bulundum, popüler kitapları okumadan bırakmam diyenlere keyifli okumalar
Sarı YüzR. F. Kuang · İthaki Yayınları · 202513,3bin okunma
Reklam
Reklam