Yaşlı sapık bir adamın ölmeden önce 90 yaşında yaptığı sapıklığı okudum. Aşık olmuş falan. 14 yaşındaki kızı çıplak uyurken izleyip öpüyor. İğrenç ya. Kendi kendine triplere giriyor. Bir de kıza travma bırakıyor kız ile uyurken ölüyor. Zaten bunun sapıklığı doğuştan. Evini temizleyen hizmetçiye bile sapıklık yapıyor. Pis adam. Midem bulandı okurken. Rüzgarı betimlerken bile sapıklık yapıyor. Okullu genç kızların eteklerini kaldıran rüzgar gibi bişey diye betimlemişti. Bunu yazan birisinin de düzgün olduğunu sanmıyorum. Bir de kızı ayaklarından tanıyor sapık. Kıza ulaşamayınca iş yerine falan gidiyor. Utanmaz.
Benim ilgimi hiç çekmedi. Çok sıkıcı buldum. Zaten bir tane karakter var on sayfa konuşuyor susmuyor. İçim de bunaldı okurken. Güzel başlamıştı aslında ama ortalarda baydı.
Sıfır SayıUmberto Eco · Doğan Kitap · 20151,313 okunma
"İnsan doğduğu coğrafyayı değiştiremez ama kaderini değiştirebilir."
Dünya'nın farklı yerlerinden gelen; toplumdan dışlanmış, aileleri tarafından istenmeyenlerin son durağı İstanbul. Kitapta İstanbul'un görünmeyen, daha doğrusu görmek istemediğimiz yerlerinden bahsedilmiş. Özgürlüğü için Van'dan kaçıp İstanbul'a gelen Leyla geneleve düşmüş. İğrenç şartlar altında çalışmış. Asitli saldırıya uğramış. En sonunda bir çöp tenekesinin içinde ölü bulunmuş. Peki değer miydi özgürlük için tüm bunlara katlanılmaya? Değse de değmese de geri dönüşü olmayan bir yola girmişti. Ailesi onu reddettikten sonra bir evi kalmamıştı ki geri dönsün. Seçtiği bu yolda ilerlemek zorundaydı. Ben en çok Nalan'ı sevdim. Dik duruşu, hayata başkaldırışı ve herşeye rağmen kendi isteğine bağlı kalması beni etkiledi. Bence cesaret en önemli kişilik özelliklerinden birisi. Sabotaj Sinan cesaretli olup da evlilik teklifi etseydi ne olurdu acaba. Belki Leyla kabul ederdi. İstediği özgürlüğü Sinan'ın yanında bulabilirdi belki...