"Dill, böyle şeyleri düşünmeden olmaz ki, dur biraz düşüneyim... Bir kaplumbağayı kabuğundan çıkmaya zorlamak gibi bir şey bu"
"Nasıl yani?"
"Bir kibrit çakıp altına tutarsın."
"İğrenç."
"İğrenç falan değil, sırf dışarı çıkarmak için, ateşin içine atmak gibi bir şey değil."
"Kibritin ona zarar vermeyeceğini nerden biliyosun?"
"Kaplumbağalar hissetmez, aptal."
"Hiç kaplumbağa oldun mu?"
"Eğer gerçekten kendimizi karşıdakinin yerine koyabilsek, bombalar olmazdı, politikacılar gözümüze baka baka yalan söylemezlerdi, çocuklarımızı dövemezdik, maçlarda rahip taraftarların annelerine küfretmezdik, sinirlendik mi yumruğu çakmazdık, öğretim üyeleri aynı dersi yirmi sene aynı ezberle anlatmazdı, Mersin gümrüğünde Kıbrıs'tan kesin dönüş yapan her Türk vatandaşından rüşvet alınmazdı, hastanelerde yüzümüze bakılırdı..."
"Birilerini yaraladığınızda, öç aldığınızda rahatlamazsınız; öfkeyle dolarsınız. Bir iyilik yaptığınızda, huzuru ve mutluluğu, suya atılan taşın etrafındaki dalgalar gibi yayılır."