Çok keyifli bir okuma oldu benim için, 16. Yüzyılda yazılmış olsa da modern dünyaya seslenen, herkesin kendine göre bir şeyler bulabileceği, ara ara tekrar tekrar okuyabileceği, okuru kesinlikle sıkmayan, yazarın zihninden geçenleri tüm çıplaklığıyla ve sadeliğiyle anlayabileceği, egodan tamamen uzak bir anlatıma sahip Denemeler…
Montaigne bu kitabı Fransa’da din ve iç savaşların olduğu, Rönesans ve Hümanizm akımlarının etkili olduğu çalkantılı bir tarihsel dönemde yazıyor.
Kitapta ağırlıklı olarak aşk, savaş, ölüm, mutluluk, din, sağlık, cinsellik, aile, devlet, insanın iç benliği, hayatın nasıl yaşanacağı gibi konuları kimi zaman kendi kendine konuşarak, kimi zaman da kendine has mizahi bir üslupla ele alıyor. Bu kitap insanda yaşama sevincini artırıyor aynı zamanda derin bir hüzne sebep oluyor; kitapta birden fazla Montaigne keşfediyoruz, Bir yandan neşeli ve hayat doluyken, öte yandan ölüm ve ölüm kaygısıyla ilgili denemeleriyle bolca içinizi karartabiliyor. Ölüm konusunu çok sık ele almasının sebebini ise kızlarının ve en iyi arkadaşının ölümünü şahit olmasından kaynaklandığını düşünüyorum.
Montaigne, umutlarımızı ve korkularımızı, içimizdeki yaşamla dışımızdaki yaşam arasında farklılıkları, insan olarak kırılganlığımızı ve insanın yabancılaşmasıyla ilgili zamanının tüm önyargılarını yıkarak çağdaş fikirler sunuyor. Özellikle yazılarında kadın erkek eşitliğini sıkça savunması çağını aşmış bir düşünür olduğunun kanıtı: “Ben derim ki erkekler ve dişiler aynı kalıptan çıkmadır; eğitim ve gelenekler dışında, büyük bir ayrılık yoktur aralarında.”
Yazılarında, kendi düşüncesini desteklemek için Sokrates, Platon , Cicoro, Stoacı Seneca gibi ünlü Antik Yunan ve Romalı düşünürlerine ; Büyük İskender gibi bir çok Roma imparatoruna ait alıntılar yapması ve onlarla