Figen

9/10
·314 syf.··
Beğendi
·
2020 14. kitabı
·
20 günde okudu
·
Okunma: 20 Haziran 2020 14:08
Çok keyifli bir okuma oldu benim için, 16. Yüzyılda yazılmış olsa da modern dünyaya seslenen, herkesin kendine göre bir şeyler bulabileceği, ara ara tekrar tekrar okuyabileceği, okuru kesinlikle sıkmayan, yazarın zihninden geçenleri tüm çıplaklığıyla ve sadeliğiyle anlayabileceği, egodan tamamen uzak bir anlatıma sahip Denemeler… Montaigne bu kitabı Fransa’da din ve iç savaşların olduğu, Rönesans ve Hümanizm akımlarının etkili olduğu çalkantılı bir tarihsel dönemde yazıyor. Kitapta ağırlıklı olarak aşk, savaş, ölüm, mutluluk, din, sağlık, cinsellik, aile, devlet, insanın iç benliği, hayatın nasıl yaşanacağı gibi konuları kimi zaman kendi kendine konuşarak, kimi zaman da kendine has mizahi bir üslupla ele alıyor. Bu kitap insanda yaşama sevincini artırıyor aynı zamanda derin bir hüzne sebep oluyor; kitapta birden fazla Montaigne keşfediyoruz, Bir yandan neşeli ve hayat doluyken, öte yandan ölüm ve ölüm kaygısıyla ilgili denemeleriyle bolca içinizi karartabiliyor. Ölüm konusunu çok sık ele almasının sebebini ise kızlarının ve en iyi arkadaşının ölümünü şahit olmasından kaynaklandığını düşünüyorum. Montaigne, umutlarımızı ve korkularımızı, içimizdeki yaşamla dışımızdaki yaşam arasında farklılıkları, insan olarak kırılganlığımızı ve insanın yabancılaşmasıyla ilgili zamanının tüm önyargılarını yıkarak çağdaş fikirler sunuyor. Özellikle yazılarında kadın erkek eşitliğini sıkça savunması çağını aşmış bir düşünür olduğunun kanıtı: “Ben derim ki erkekler ve dişiler aynı kalıptan çıkmadır; eğitim ve gelenekler dışında, büyük bir ayrılık yoktur aralarında.” Yazılarında, kendi düşüncesini desteklemek için Sokrates, Platon , Cicoro, Stoacı Seneca gibi ünlü Antik Yunan ve Romalı düşünürlerine ; Büyük İskender gibi bir çok Roma imparatoruna ait alıntılar yapması ve onlarla
Edebiyat
DenemelerMontaigne · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202065,7bin okunma
Reklam
9/10
·632 syf.··
Beğendi
·
2020 13. kitabı
·
31 günde okudu
·
Okunma: 31 Mayıs 2020 16:55
Ne kitaptı ama!!! Açıkçası romana ilk başladığımda tembel bir soylunun mizahi hayatını okuyacağım zannetmiştim, çok fena yanılmışım!! Bence bu roman kesinlikle tembellik ve tembellik güzellemesi olarak görülmemesi gerekiyor. Gonçarov, aslında bu eserinde içinde sosyal mizah, derin bir felsefe bulunan hayatın anlamını arayan çok katmanlı bir Oblomov hikayesi betimlemektedir. Bu romanda Oblomov kendine hayatın anlamı ne? , Bir insanı mutlu eden şeyler nelerdir?, Kişi ne için yaşar? Yaşamlarımızda kime ve neye değer vermeliyiz? gibi sorular sorarken bu tembelliğinin altında nasıl çözebileceğini bilmediği tüm varlığının ikilemi yatıyor. Sorun şu ki Oblomov aslında tembel değil, hayatında derin bir çözüm eksikliği olan ve bu hayatı nasıl yaşayacağını bilmeyen, kendi varlığının gizemlerinin ne olduğunu bulmaya çalışan, çok zeki, okumuş, hayalleri ve idealleri olan ama bu idealleri gerçekleştirecek gücü kendinde bir türlü bulamayan, saf, hayatını sürekli sorgulayan, bulunduğu durumdan asla memnun olmayan bireysel insan ruhunun bir sembolü niteliğinde. Peki Oblomov size biraz de tanıdık geldi mi? Hayatınızın bir döneminde sizde Oblomov gibi hissettiniz mi? Hayatımız boyunda yaşamlarımızdan şikayet ediyoruz, hayaller kuruyoruz, kendimizi gerçekleştirmek ve keşfetmek istiyoruz ama tek yaptığımız Oblomov gibi basit, durgun ve uykulu bir hayat sürmek ve sessiz sedasız ölmeyi beklemek… Onu biraz da anlamak için şu sözlerine bakalım: ‘Onlara kalbimden söz ederdim; ama sen yokken… Gülersin diye korkardım… öldü ve bir daha dirilmedi. Nereye gitti bütün bunlar, niçin bu ateş söndü? Anlamıyorum. Başımdan öyle büyük felaketler, kasırgalar da geçmedi. Hiçbir şey kaybetmedim. Tanrı bilir niçin hayatım böyle harcanıp gitti… Benim hayatım sönmüş başladı. Tuhaf fakat böyle. Kendimi bilir
Edebiyat
Oblomovİvan Gonçarov · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202149,9bin okunma