İnsan ancak okuma sürecine kendi de bir şey katarsa kitaplardan bir şeyler edinebilir. Yani bu sürece ikili mücadelede yara almaya ve yaralanmaya, mücadele vermeye, ikna etmeye ve edilmeye, sonra da öğrendikleriyle zenginleşerek bunu hayatta ya da işte kullanmaya hazır bir ruhla girerse. Günün birinde okumalarımla doğru dürüst bir ilişki kuramadığımın bilincine vardım. Yabancı bir şehirde vakit geçirmek için müzeye gidip orada sergilenen obejelere nazik bir kayıtsızlıkla bakar gibi okuyordum. Görev gibi okuyordum. Yeni bir kitap çıkıyor, konuşuluyor dolayısıyla benim de onu okumam gerekiyordu.Ya da filanca ünlü kitabı okumamış oluyordum, bu da benim birikimimde bir boşluktu, dolayısıyla sabah akşam birer saat ayırıp o kitabı bitirmek istiyordum.