“Ah, bunu benden iyi kim anlayabilir? Zaman zaman, var olan en yalnız adam olduğumu düşünüyorum. Dediğiniz gibi bunun, insanların varlığı ya da yokluğuyla ilgisi yok, üstelik yalnızlığımı elimden aldıkları halde gerçekten benimle olmayanlardan da nefret ederim.”
“Ne demek istiyorsunuz Friedrich? Sizinle nasıl olmazlar?”
“Benim için aziz olan şeylere değer vermeyerek! Bazen yaşamın o kadar içini görebiliyorum ki birden doğrulup çevreme baktığımda kimsenin yanımda olmadığını, bana eşlik eden tek şeyin zaman olduğunu görüyorum.”
Nahoş ve rahatsız edici olan, sürekli ön plana çıkardığı heybetli tavırları. Bugün bana, yaşamın anlamını ve değerini öğreteceğini öne sürdü. Ama şimdi değil! Ben buna daha hazır değilmişim!
Breuer’in yüzünde anladığını belirten bir ifade göremeyen Nietzsche ekledi: “Demek
istediğim şu: Biriyle tam bir ilişki kurabilmen için önce kendinle ilişki kurabilmelisin.
Eğer kendi yalnızlığımızı kucaklayamazsak, inzivaya karşı kalkan olarak başka birini
kullanırız. Yalnızca bir kartal gibi yaşayabilen insan, kimsenin kendisini seyretmesine
ihtiyaç duymadan başka birine sevgisini verebilir; yalnızca o zaman o insan bir
başkasının büyümesi ve gelişmesiyle ilgilenebilir. Bu yüzden, insan evliliğini
bitiremiyorsa, o evlilik zaten bitmiş demektir