Zira yolda acı vardı fakat hayattakinden farklı olarak ondan kaçmıyordum. Acının üstüne yürüyordum. Acının üstünde yürüyordum. Acıyla yürüyordum. Ve sonra geçmiyordu, alışıyordum. Beni korkutamayacak tabii bir parçam haline geliyordu acı. Ona rağmen değil, onunla birlikte yürümeye devam ediyordum.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
"Benim yaşıma geldiğinizde," dedi bu defa sesi hüzünlenmiş gibi. "Hayat sizden kaçmaya başlıyor. Haksızlık bu. Siz hayatı tam tanımışken, tam anlayacağınızı, onun artık size ait olduğunu sanırken oyunun dışına itiliveriyorsunuz."
Kitaba tesadüfen storytel'de denk geldim. Açıkçası bu kadar beğeneceğimi düşünmemiştim. İstanbul'dan Portegiz'e, Portegiz'den psikoterapi odalarına, oralardan da geçmişe gidip gelen bu hikaye beni çok etkiledi. Karakterimiz Seher her ne kadar kendisinin sevilmeyecek bir insan olduğuna inanıp kendisini öyle anlatsa da ben çok sevdim onu, sıkı sıkı sarılmak istedim ona. Güldüm, ağladım, ben de bir yolculuğa çıktım onunla. Bir de en önemlisi, böyle bir yolun varlığından haberdar oldum. Camino De Santiago'yu yürümeyi ekledim hayallerime.