Oysa Vuslat’ı hep bir gölge, loş bir ışık, duvaeların renginde kaybolan bir eşya gibi görmüştü. Ortadan kaybolsa da yokluğu anlaşılmayacak kadar sıradan bir eşya… Sevmek için zaman bulamamış, daha doğrusu hiç aramamıştı.
“İnsan inançsız yaşayabilir mi?”, “Bizler önce kendimize, sonra çevremizdekilere ve giderek birlikte yaşadığımız her insana inanmaya mecbur değil miyiz?”