"Güzel bir kitap okumak ve ömrümün geri kalanını o kitabı okuduğum yerde geçirmek istiyorum," demişti o. Sonra da bana dönüp sormuştu : "İnsan güzel bir kitap okuduğu yerden nasıl ayrılabilir?"
Günümüzden yaklaşık bin altı yüz yıl önce, bir Roma imparatorunun şehrimizi ziyaret etmesi vesilesiyle dikilen sütunun üzerinde bugün bir leylek yuvası var. O sütunu görünce insan ister istemez bazı yapılara bin yıl sonra üzerine leyleklerin yuva yapacağı beton yığınları gözüyle bakıyor. Hangisine yuva yapacak acaba leylekler? Baştan aşağı camla kaplı cephesinde gökyüzünü ve güneşi soğuk dikdötgenler halinde yansıtan şu gökdelene mi?Yoksa dev bir fabrikayı andıran şu alışveriş merkezine mi? Böyle düşüncelere de fazla kapılmaya gelmez! En iyisi ucuz marketlerin birinden alışveriş yapmak ve kendini ikramiye veya yakacak yardımı verilen ayların düzgün salınımına bırakmak.
Kabul etmek istemese de bazı şeyler yaşla ilgiliydi, gençlikle. Gençliklerini, onlar gibi göğüs kafesleri açık yaşayanlar da hastalanıyorlardı sonunda. Sonunda aşklar sevgiye, arkadaşlıklar dostluğa dönüşüyordu.
Pencereden bir gece kelebeği girdi içeri. Masa lambasının ışığında dönmeye başladı. Oyun oynuyordu lambayla. Figürleri tanımlanmamış bir danstı belki de yaptığı. Onu izlerken yazıdan uzaklaştım. Kalemi bırakıp sandalyeden kalktım ve kelebeği izleyebileceğim uygun bir yere geçtim. Masa lambasına çarpıyor ve masanın üzerine düşüyordu. Toparlanıp, yeniden ışığa doğru yürüyordu. Işıkla olan dansı kavgaya dönüşmüştü, her defasında lambanın sertliği yere yuvarlıyordu onu. Yine de, usanmadan ışığın üzerine yürüyordu. Eve girdiğindeki yalnızlığı yok etmişti. Bu yalnızlığı bölen birinin olması sevindirdi beni. Teşekkür etmek istedim ona. Belki ışığı kapatırsam başladığı kavgayı kazanmasını sağlarım diye düşündüm. Işığı sevmemesi doğaldı; bir gece kelebeğiydi o. Ömrünün dört gün olduğunu bilmeden kin güdüyor, kısacık yaşamında kavga ediyordu. Savaşıyordu.
Akıl almaz bir durum vardı. Katlanılacak gibi değildi. Odamda bir yaşam vardı ve bu yaşam dört gün sürecekti en fazla. Korktum, içim ezildi. Dört günlük yaşamını bu odada geçirmemeliydi. Dışarı çıkmalıydı. Bu odanın her an kirlenen havasında bulunmamalıydı. Dışarı çıkarmalıydım onu. Neden buraya saklanmıştı? Kimden kaçıyordu? Ya da dört günlük bir yaşamda saklanmasını gerektirecek ne olmuştu?