Efsaneye göre Tarım ve Bereket Tanrısı Telepinu bir sabah kalktığında orağını bulamaz, çok öfkelenir ve âdeti olduğu üzere çekip gider. Daha önceki kayboluşlarındaki gibi toprağın bereketi kaçar, ekinler kavrulmaya başlar. Ne hayvanlar ne insanlar gebe kalabilmektedir. Tüm canlıların yanında Tanrılar da aç kalır. Telepinu'nun babası Baş Tanrı Teşup bütün diğer Tanrıları yardıma çağırır. Ancak bu kez hiçbirinin çabası yeterli olmaz. Telepinu, orağı olmadan geri dönmemeye kararlıdır.
"...Ne Hannana'nın (Büyükanne Tanrıça) arısı
Ne Teşup'un yıldırımları döndürebildi
Şauşga (Bereket ve Aşk Tanrıçası) kanatlı arslanına binip gitti, döndüremedi
Öfkesi bitmedi...
Ağladı Hepat (Telepinu'nun karısı), 'Git' dedi ona..."
Şittili, Hititli bir metal ustasıdır, açlıktan ölmekte olan ailesi ve hayvanları için bir çare aramaktadır. Göklere yalvarıp gözyaşı dökerken Telepinu'nun annesi Güneş Tanrıçası Arinniti ona oğlunun orağını kaybettiği için öfkelenip gittiğini anlatır. Şittili bütün köyü dolaşıp altın toplamaya çalışır. Köylüler vermek istemezler. Öldükten sonra altının bir işlerine yaramayacağını, altını verirlerse öfkeli Tanrı'yı geri getirebileceğini söyler. Topladığı altınlarla yaptığı orağı Arinniti'ye verir.
“…Hilal gibi parlayan orağı görünce
Güldü yüzü, Telepinu döndü geriye
Bereketiyle”
Anne Tanrıça Arinniti mutlulukla Şittili’den bir dilek dilemesini ister.
“Bu hayat nedir?” diye sordu Şittili (Tanrıçaya).
“Var mı bir amacımız, niye yaşıyoruz? Söylesen yeter.”
Arinniti bunun üzerine heybesinden dev bir soğan çıkartıp cevabın içinde olduğunu söyleyerek Şittili’ye verir. Şittili heyecan içinde soğanı inceler. Soymaya başlar. Ancak soyduğu her katın ardından yine aynısı çıkmaktadır. Soğanı üç gün soyduktan sonra içinde hiçbir şey olmadığını, elinde bir şey kalmadığını