Hümanizmin ilk dönemlerinde egemen olan içten inanç -ve aynı zamanda güzel, fakat neyazık ki trajik!- yanılgı işte buydu: Erasmus ve onun gibi düşünenler aydınlanma yoluyla insanlığın ilerlemesini olanaklı görüyorlar bireyin ve toplumun yazılar, araştırmalar ve kitapların yaygınlaştırılması ile eğitilebileceğine inanıyorlardı.
Hiç bir ülkeye sürekli bağlı olmayan, tüm ülkeleri vatan bilen ilk bilinçli ve kozmopolit Avrupalı Erasmus için, herhangi bir ulusun ötekine üstünlüğü söz konusu olamazdı.
Kimi zaman, çevresindekiler sarhoşluk içinde tozuttuklarında, susmak zorunda kalır. Ama sesini duyuracağı günün de geleceğini bilir; çünkü hep gelmiştir.
Sivrisinek file karşı.
İnsanlığın hakiki kahramanları aklın özgürlüğünün ve insancıllığın yeryüzünde kalıcı olarak yerleşmesi uğruna, Castellio'nun Calvin'e karşı verdiği savaşta olduğu gibi,güç kullanmaksızın güce yenik düşenlerdir aslında.