ANNE : Yani efendim, bu zamanda bayramda bir seyahat modası çıktı...
BABAANNE : Ya, ya, bizim zamanımızda pek ayıptı böyle şeyler.
KADIN : Hiç bayram saygısı kalmadı efendim.
BABA : O, hoş geldiniz, sefalar getirdiniz... Şey, yani merhaba Osman Efendi.
KAPICI : Ev sahibi kirayı rica ediyor da...
BABA : Ya?
KAPICI : Ya. Protesto çekeceklermiş.
BABA : Bayram günü çekilen protestoyu protesto ederim... Yani başka zaman bulamadılar mı?
BABA : Sevimli misafirlerin karı koca çamurlarla berbat edecekleri belli olan bir halıyı silmek gafletine düşen bir insan, zavallı bir insan değil midir? Ve bu zavallı insana yardım etmenin çaresini aramayacak kadar şefkatsiz bir kalp düşünülebilir mi?
ANNE : Çıkar pabuçlarını.
BABA : Niyeymiş?
ANNE : Pabucunun bıraktığı izleri görmüyor musun?... A, bak bak ta balkondan buraya kadar. Delireceğim vallahi.
BABA : Aman delir. Çünkü ben de delirmek üzereyim ve sana öncelik tanıyorum. İnsana balkona çıkmaktan başka çare bıraktın mı ki? Oraya basma, buraya basma... Biz de balkona çıktık. (...) Ne yapalım? Sihirli halıya binip tavana yakın bir yere mi uçalım?
3.Kadın: Bir sorumluluktur tutturmuş.
1.Kadın : Alsın da sorumluluğunu başına çalsın.
2.Kadın : Yok çalışın, yok hakkınızı arayın... Niyeymiş?
3.Kadın : Sorumluymuşuz.
1.Kadın : Yok savaştan sorumluymuşuz, yok seçimden sorumluymuşuz... Başımızı sorum sorum ağrıttı...
KADIN: Siz sorumsuz olmak istedikten sonra...
1.Kadın : Ay, bu kadın deli. Ayol kaç kez söyledik biz sorun morun istemiyoruz. Biz yeni elbise istiyoruz.