Dokunulmasa da,görülmese de;
Kalpte yer verilir bazısına,
Nedensiz...
Sen; aklım ve kalbim arasında kalan,
En güzel çaresizliğimsin.
Gerçi aklıma bile gelmiyorsun artık.
O kadar kalbimdesin ki...
Gözlerinin kahvesinden koy ömrüme,
Kırk yılın hatırına "SEN" kalayım.
"Sevmek" ne uzun kelime...
Şimdi açsam pencereyi beklesem.
Sen gelsen, olmaz ya hani geliversen.
Hiçbir şey sormasan,
Hiçbir şey söylemesen,
Sussan,
Sussam,
Sussak...
Aydın olmak, modaya uygun elbiseler giymek ya da kolalı yakalık ve modern şapka takmak değildir. Halk size, iyi bir maaş almanız ve akşamları sözde okuma salonlarında kağıt ve domino oynamanız için okutup eğitmedi. Bu durumda siz, aydından daha çok, çürümüş aydın oluyorsunuz. Siz halkın aklını, halkın iradesini ve gücünü, halkın vicdanını harekete geçirmek mecburiyetindesiniz. Halkın fikrini uyandırmalısınız. Köylüyü, işçiyi ve toplumun alt tabakalarını nasıl iyi yaşanır, nasıl iyi yaşam koşulları yaratılır diye eğitmek zorundasınız.