"Maziyle yaşamak, insanı çok temizleyen bir şeydir. Çok maziye sarılmışımdır. O değişikliklerim için çok önemlidir, ekmekle su kadar. Temel özgürlüklerdendir.
Tarih eğitimi konusunda sizin farklı bir yaklaşımınız var...
Üniversitelerdeki tarih bölümleri lisansüstü hale getirilmelidir. Bunu bir tek Halil Hoca Bilkent'de yaptı. İyi gidiyor mu, bilmiyorum. Fakat başka yerlerde o zihniyet yok. ODTÜ'de yapmak istediler, bölüm yanaşmadı. 18 yaşını bitiren çocuğu, bence tarih okutuyorum diye almak cinayettir. 18 yaşında çocuğu hukuk okutuyorum diye eğitime almak da cinayettir. Bunlar mümkün olan şeyler değildir. Bunlar ciddi birimlerdir, bir yaştan sonra bunları öğretmek durumundasınız. Tarih Türkiye'de belirgin bir yüksek tahsil düzeyinden sonra yapılması gereken bir şeydir. Kanaatim budur.
"Her yerde tarihe farklı açılardan bakılır. Türkiye de bunun istisnası değil. Burada mühim olan bakıştaki asgari müşterektir. O da tarihin bilim olan tarafıdır. Yani adamın biri farklı bakarken ilmi malzeme kullanmalıdır ve bunu da ahlaklı bir şekilde kullanmalıdır. Bu işin ilmine ve ilmi malzemesine sahip olduk tan sonra tarihe istediği açıdan bakabilir. Cahilce bu sahaya girenlere gülerler".
Merhabalar
Öncelikle birazcık kitabın yazarından bahsetmek istiyorum daha doğrusu benim Ahmet Ümit hakkında ki düşüncelerimden. Yazarın eserlerini okumadan önce kendisine ön yargılı yaklaştığımı söylemeliyim. Okuduğum ilk kitabı Kayıp Tanrılar Ülkesinde'ydi ve ilgimi, merakımı sayfa sonuna kadar hiç kaybetmediğim bir kitaptı. Keşke aynı duyguları beslediğimi bu kitap için de söyleyebilseydim. Aşk hayatımın çalkantılı olduğunu hissettiğim bir dönemde hevesle başladığım Bir Aşk Masalı,içerisinde sürekli birbirini tekrar eden bir olay örgüsüne sahip bu yüzünden epey bir sıkıldım. Fakat başladığım kitabı bitirmek istedim ve nihayetinde kitabı bugün sonlandırdım. Kitapta bahsi geçen beş prens bir gece aynı rüyayı görürler ve rüyalarında görmüş oldukları ışıl ışıl parlayan ,fazlasıyla güzel olan bir kızın peşine düşerler. Uzun uğraşlar sonucunda isteklerine ulaşırlar, fakat Aşk Tanrıça'sının öğütlediği beş kuralın sonuncusunu yani en önemlisini unuturlar "Özgürlük". Kitabın sonunda geçen cümleler şöyledir " Özgürlük yoksa kararlılık felaketle sonuçlanır; özgürlük yoksa cesaret zulmün kapısını açar; özgürlük yoksa tutku büyük bir zindana dönüşür; özgürlük yoksa iyilik en korkunç kötülükleri uyandırır. Siz aşkı hükmedilecek bir ülke zannettiniz, sevgiliyi ise bir savaş ganimeti. Oysa aşkın bunlarla alakası yoktur. Sevmek için insanın hür olması gerekir, anlayın artık, özgürlük yoksa aşk da yoktur".
Aslında kitabın son 20 sayfasını okumanız ana fikri anlamanız için yeterli olacaktır. Dilerim Ahmet Ümit hep polisiye, gerilim, cinayet romanları yazar zira kaleminden çıkan bu bayat aşk hikayesini okurken fazlasıyla sıkıldım. Aşk' ın prens ve prenses ile anlatıldığı, anlatılmaya çalışıldığı saçma kitaplardan biri daha . Fakat verdiği öğütler gerçek hayatla doğru orantılı bunu da