Aslanhan Rukiye

Aslanhan Rukiye
@slnhnrukiye
“Everything is temporary, Everything will slide.”
Öğrenci
Sosyoloji
301 okur puanı
Nisan 2021 tarihinde katıldı
Ben :)
Bir yerden öbürüne giderken bisikletle gitmeyi tercih ediyorum… otobüse binmem. Otobüsleri hiç çekemem.
Sayfa 85·Kitabı okudu
Reklam
Modern aşkın idealleştirmelerine de modernliğin yörüngesinin aksi düşüyor. Vecd/aşka gelme, modernliğin geride bıraktığı kayıpların aksi olarak görünüyor. Tanrı yok, rahipler yok, sınıf yok, komşular yok ama en azından “sen” varsın. Bu “sen”in büyüklüğü de diğer hâllerde hakim olan boşluğun tersine çevrilmiş hâli.
Sayfa 172·Kitabı okuyor
Gelenekler tedricen zayıflarken ilişkilerin vaatleri artar. Kaybolan her şey beklenmedik şekilde diğerinde aranır. İlk önce Tanrı çekip gitti (ya da biz onun varlığını unutmayı tercih ettik). Bir zamanlar “deneyimlemiş olmak” anlamına gelen “inanç” (gloube, belief) kelimesi, doğru olmadığını bile bile bugün artık nispeten süfli bir tona büründü. Tanrı ile birlikte rahibe gidip günah çıkarma imkânı da kayboldu; dolayısıyla suçluluk hissi büyüyor ve artık kurtulma imkânı da yok. Doğru ile yanlış arasındaki farklar bulanıklaşırken, suçluluk hassas sorgulamalar karşısında önemsizleşmiyor, sadece gittikçe daha kestirilemez hâle geliyor. Giderek artan çileyi en azından nasıl yorumlayacağımızı bildiğimiz sosyal sınıf kültürü hayattan koparak, demeç ve istatistiklerden oluşan bir buhar haline geldi. Hatıralar ve etkileşimlerle dolu komşuluklar hareketlilik sebebiyle eriyip gitti. Tanışıklıklar sağlanabiliyor ama hepsi de kendi merkezleri etrafında dönüyorlar. İlişkilerin paleti büyüyor, gelişiyor ve renkleri artıyor ama bu çokluk onları buharlaştırıp vitrinden ibaret kılabiliyor. Kişilerin birbiriyle ilgilenme beyanının ötesine geçme düşüncesi bile derhal reddediliyor. Cinsel mahremiyetler bile böyle yaşanıyor, geçici, neredeyse tokalaşma gibi. Bu koşullarda hayat devam edebilir ve “imkânlar” doğabilir ama yine de bu farklı farklı ilişkiler muhtemelen istikrarlı asli bir ilişkinin kimlik-oluşturucu gücünün yerini tutamayacaktır. Yapılan çalışmaların gösterdiği üzere şunların ikisi de zorunlu: ilişki çeşitliliği ve kalıcı cinsel mahremiyet. Mutlu bir evliliği olan ev hanımları temas sorunlarından ve toplumsal izolasyondan muzdarip. Boşanmış erkekler sorunlarını ortaya dökmek için gruplar oluşturuyor ama ağlara dahil olarak bile boşanmayla doğan yalnızlığı yenemiyorlar.
Sayfa 172·Kitabı okuyor
Kadınlar kendilerine atfedilmiş eski, başkaları için var olma rolünden kurtulup “başka sebeplerin„ yanı sıra ekonomik güvence sebebiyle de yeni bir sosyal kimlik edinme arayışına girmek zorunda olmalarına rağmen, erkekler için “bağımsız„ ekonomik var olma güvencesi ve “eski„ rol kimliği örtüşüyor. Erkeklere özgü “kariyer adamı” klişesinde ekonomik bireyselleşme ile eril rol davranışı birleşmiştir. Kadının ekonomik desteğiyle geçinmek tarihsel olarak erkeğin bilmediği bir olgudur ve geçim sağlamak için çalışma “özgürlüğü” zaten verili sayılır. Bunun gerektirdiği arka plandaki işler ise geleneksel olarak kadına düşer. Babalığın keyif verici yönleri ve görevleri daima “küçük dozlarda„ alınır. Bir nevi dinlenme faaliyeti gibidir. Babalık, kariyer yapmaya gerçekten engel teşkil etmez, aksine kariyer yapmaya mecbur bırakır. Bir başka deyişle, kadınları geleneksel rollerinden koparan faktörlerin hiçbiri erkek için söz konusu değildir. Erkeklerin hayatında babalık ve kariyer, ekonomik bağımsızlık ve ailevi hayat çelişen şeyler değildir, mücadelesinin verilmesi ve aile ve toplum koşulları karşısında bir arada tutulmaları gerekmez; aksine geleneksel erkek rolü ile uyumu sağlanır ve korunur.
Sayfa 169·Kitabı okuyor
En su götürmez “bireyselleşme” teorisyenlerinden birinin Marx olduğunu söylemek mümkün. Marx, modern sanayi kapitalizminin yayılması ile tarihsel olarak bugüne kadar görülmedik bir “özgürleşme sürecinin„ yaşandığını sık sık vurguladı. Marx’a göre feodal bağlardan ve bağımlılık ilişkilerinden kurtulmak, kapitalist üretim ilişkilerinin hakim olmasının tek önkoşulu değildi. Kapitalizmde„ de insanlar, geleneksel, ailevi, komşuluk, mesleki ve kültürel bağlardan dalga dalga koparılarak hayatları altüst ediliyordu.
Sayfa 145·Kitabı okuyor
Reklam