Merhabalar! Bugün Handan kitabı hakkında birkaç fikrimi belirteceğim.
Kitabı öncelikle öylesine almıştım. İnsanların ikinci el kitaplarını sattıkları bir yerden, sırf fiyatı uygun ve yazarı tanıdık diye alıvermiştim. İyi ki öyle yapmışım.
Kitabın en sevdiğim yönü fark ettirmeden inceden dokunduğu noktalardı. Hükümet ve yönetim hakkında söyledikleri o kadar kulağa hoş geliyordu ki... Kendi kendime “ne güzel söyledin öyle!” demeden edemedim. Düşünceleri, beklediğimden çok daha hoşuma gitti.
Kitabı okuduğum sıralarda kitapta bahsedilen Taksim Gezi Parkı Protestosunu araştırdım ve okuduklarım dolayısıyla hüzünledim. O senelerde aklım ermediğinden bu olaylar dikkatimi çekmemiş ama kitabın bu konuya değinmesi, fikirlerini beyan etmesi çok yerinde bir karardı. Özellikle akıcı olması, kitabı kısa sürede bitirmeme vesile oldu.
Okunması gereken kitaplardan biri. Yazarla tanıştığım için mutluyum, elbette iki Handan ile tanıştığım için de ziyadesiyle mutluyum.
Ne de olsa herkesin, hayatının bir döneminde, bir Handan’a ihtiyacı var.
Agatha Christie’yi çok sevmeme ve kendime idol olarak baz almama rağmen bu eseri biraz basit kaçtı gözüme. Elbette basit demeyeceğim çünkü pekâlâ bilinen bir yazarın eserine basit demek hakaret olur. Ama beklentilerimin altındaydı, dolayısıyla ilgi ve alakamı karşılamadı diyebilirim.
16 sene önce yaşanan bir ölümü araştırıyor bu defa Hercule Poirot. Beklentimi karşılamaması dışında, ne olursa olsun, yine de Poirot’un zekasına ve yaklaşımına hayran kalmadan edemedim.
Olayların yüzde seksenini tahmin ettiğim için de mutlu olmadım değil.
Lanetli bir malikâne etrafında meydana gelen ilginç olaylar... Blanc de Venue Malikânesi...
Birbirine benzer, sırlı ölümler...
Birdenbire ortaya çıkan gizemli bir doktor...
Kitaba sonradan dahil olan meraklı bir genç...
Her yönüyle o kadar etkileyici bir kitaptı ki sonunda yaşadığım şaşkınlığı anlatabilmem mümkün dahi değil. Alein Kentigerna’nın okuduğum ikinci kitabıydı. İlk kitap Halüsinasyon’du ve sonunu tahmin etmem nedeniyle pek zevk alamadım. Fakat Sırlar Uçurumu’nda tam olayı kaptığınızı sandığınız anda işin içinden başka bir sır daha çıkıyor.
Yazar, olayları tarih silsilesi içerisinde, kronolojik düzlemde vermiş. Biraz akıl karıştırıcıydı ancak beni, okumam için daha çok teşvik ettiğini söyleyebilirim.
Kitabın sonunda kim, kimin çocuğu diye düşüncelere daldığım çok oldu. Ondan dolayı bir liste bile yaptım. Anlayacağınız, biraz Aşk-ı Memnu misali.
Müthiş bir gizem\gerilim kitabı. Hâlâ Alein Kentigerna ile tanışmadıysanız kesinlikle okuyacağınız ilk kitap bu olmalı.
Çok şaşıracaksınız!
Bu derece bir yazarın performansının çok altında bir eserdi. Konu itibariyle etkilensem dahi sonu beni hiç tatmin etmedi.
Sadece bir düşünce ancak bana hitap etmedi.
Jane Casey... Bulunmaz nimet diye adlandırıyorum ben Jane Casey gibi yazarları. Yazarın başka kitabını da okudum ama bunda daha yetkin, profesyonel olduğunu gördüm.
Bir yazar olarak bana ilham kaynağı olan eserlerden biri oldu. Özellikle Derwent karakterine aşık oldum diyebilirim. Derwent gibi insanlar cezbedici. Yaşadıklarını da göz önünde bulundurursak bunlar çok ağır oldu onlar için.
Kitabın bitmesinin üzerinden haftalar geçse bile şişko çocuğa kadar her şey zihnimin içinde. Hatta bazen, yalnız kaldığımda onları siluet olarak görüyorum ve bundan da anlaşılacağı üzere kitabın süper etkileme düzeyi var.