“Senin eski bir fotoğrafını buldum.
Olsa olsa yirmi yaşındasın, muhteşemsin.
Seni o zamanlar tanısaydım, sanırım sana aşık olurdum ve ilanı aşk ederdim. Ben her zaman seçkin, ince, çekingen, ketum, zeki bakışlı, yumuşak huylu ama aynı zamanda canlı kızlan sevmişimdir.
Parmak uçlarım yansa da, korlarla ateşli bir mektup yazardım sana.”
Bahar’a göre aile bir meyveydi. Ya da meyve demek doğru değildi. Fındıktı aile. Dışı, kabuğu sertti. Öyle de olmalıydı çünkü kabuk yuvayı korurdu. Ama bazen kabuk kırıldığı zaman içeride bir meyve olmadığını da bilirdi Bahar. Çürük bir fındık tanesi.