nefes almak artık bir suç gibi,
her soluk içimdeki boşluğu çoğaltıyor,
ellerim kendi ağırlığımı taşırken yoruluyor,
ve adımlarım, sanki hiç var olmamış bir hayatın üzerinde sürükleniyor.
kimse yok,
ve ben istemiyorum kimseyi,
çünkü kelimeler bile benden kaçıyor;
konuştuğum her cümle, kendi yankısında kaybolan bir gölge gibi,
içimdeki karanlık kadarda sessiz.
gülmek unutulmuş bir zamanın anısı,
gözlerimde biriken sessizlik, ağır bir taş gibi yüreğime saplanıyor,
ve kalbimde, sanki bir mezar taşı,
sürekli büyüyen, yer değiştirmeyen bir ağırlık gibi.
yerdeki toz tanesi kadar değersizim,
rüzgâr yok, ışık yok, yalnızca kendi gölgemle çarpışıyorum,
ve bazen düşünüyorum,
belki ben çoktan gölge olmuşum,
varlığım sadece hareket eden bir boşluk,
hiçbir iz bırakmadan geçip giden bir hayat gibi.
her gün birbirini tekrar ediyor, her gece karanlığa teslim oluyor,
zaman akıyor ama ben donmuş bir gölge gibi yerimdeyim,
ve kimse fark etmiyor,
çünkü içimdeki boşluğu tarif edecek kelime yok,
hiçbir söz, hiçbir ses, hiçbir bakış dokunamıyor bana.
yine de hâlâ bir yerlerde varım,