sesler
sesler
çok yakın
ama hiçbiri bana ait değil gibi
belki de hepsi benim
belki de ben hiç yokum
bilmiyorum
bilmiyorum'u da bilmiyorum artık.
bir şey koşuyor içimde,
ayak sesleri yok,
ama nefesi var
sıcak sıcak
tam boynumda.
ellerimle yokluyorum—
ellerim başka bir yeri yokluyor sanki,
bana ait olmayan bir korkuyu tutuyorum.
gözlerimin içinden biri bakıyor bana,
kim o?
"benim" desem değil,
"değil" desem daha çok ben.
bir ben daha doğuyor içimde,
öteki beni itiyor,
yer yok
yer yok
yer yok
ama yine de büyüyor.
dilimin ucuna bir cümle geliyor,
zaman eskiyen bir anıt.
yaşadığımız onca şey
su gibi akıp geçiyor.
peki —
geriye ne kalıyor.
kalmıyor.
sonra gece büyüyor içimizde;
ışıkların sönmeye yüz tuttuğu
o sessiz anlarda
kalbimizin içinden bir uğultu yükseliyor.
sanki geçmiş,
kapalı bir kapının arkasında
bize seslenmeye çalışıyorda
sesi artık bize ulaşmıyor gibi.
her şey bir iz bırakıyor,
ama izler de eskir,
silinir taşlardan.
bir zaman gelir
benliğimizi bile tanıyamayız
ruhumuzun duvarlarında.
anılar
toz gibi havalanıyor;
tutuşmaya hazır ama
tutunacak yeri kalmamış.
her düş,
biraz daha soluyor.
her umut,