bir sonbahar rüzgârı gibi esti kelâmın,
içimde bir sızıdır fısıldayan selamın.
gönül bir kuru yaprak rüzgârın ortasında,
bir ömür can çekişir bu hasret potasında.
sesin ki bir nehirmiş çöllerime dökülen,
o gittikten sonradır bu boynumdur
bükülen.
dokunduğu her yerde bir yangın başlar
gibi,
gözümden dökülüyor hasretin yaşlar gibi.
dağların arkasından gelen o gizli nida,
bir ömre bedel oldu içimdeki o veda.
ne zaman dursa dünya bir uçurum sesidir,
bu doğanın kanunu hasretin kendisidir.