"Bu gemide Allah'ın hiçbir kulu beni adam yerine koymaz. Çünkü beni kıskanırlar. Kıskanıp çatlamalarının neden benim aslında saraylı olmamdır. Evet! Saraydaki ibrikçibaşının yardımcısının bacanağının biraderi, benim yeni kaynanam Zeynep'in ikinci evliliğinden olma kızı İfakat ile evliydi. Benim yerimde başkası olsaydı bu akrabalıktan yararlanırdı. (...)"
Deryayı yararak baş bodoslamasının iki yanında ak bir bıyık gibi köpükler bırakan gemi, dalgaya girip çıkarken rüzgâr şiddetle uğulduyor, omurga, postalar ve kaplama tahtaları inleyip gacırdıyor, rüzgârın etkisiyle halatlardan ıslık sesleri yükselirken, ıskotalara, prasyalara ve daha bir nice halata bağlı makaralar cırıl cırıl ötüyordu.
Birlikte yaşamdan öğrendim ki başkasının varlığı bir bilmecedir, biz onu çözemeyiz; sadece paylaşabiliriz. Bu bilmeceyi paylaşmaya da insanlar aşk der.