Kitaptan çıkarabildiğim bir çok ders var ama en baskın rol oynayanı 'eğer birine veya bir şeye kendine verdiğin değerden daha fazlasını verirsen o kişiden veya şeyden " bir şeyler almayı" değil o kişi veya şeye "bir şeyler vermeyi, kendini vermeyi, aynadaki yansımanı vermeyi, hayatını vermeyi kabul etmiş olursun" oldu.....
İnsanı denizin altında Nautilus isimli bir denizaltı gemisinde geçen 20 bin fersah yolculuk boyunca heyecanlandıran, sayfalarında yeni kelimelerin anlamlarını öğrendiğim bana huzur veren bir kitaptı. Sonu beklediğiminin aksi şekilde bitti. Yazarın dili hiç sıkmadı ve baş karakterlerden biri Profesör Aronnax'ın anlatımıyla hikayeyi okumak çok keyifliydi. Kaptan Nemo'nun insanlara karşı 'mizantropi değil, zamanın hafifletmeyeceği canavarca veya yüce kini'nin gizemi ve onu anlamaya, tecrübelerinden yararlanmaya çalışan Profesör Aronnax ve sadık hizmetkarı Conseil'in bilimsel konulardaki diyalogları harikaydı. Kanadalı zıpkıncımız Ned Land'in bulunduğu tutsaklık durumuna isyanı ve kaçış yolları araması okurun diğer yüzünü yansıtmıştı bir nevi..
Zekice ve yazarın araya girmesi ile güzelleşen kısa ama her detayı şaşırtan hikaye. Özetini yazmaya çalışacağım;
Nathanael arkadaşı Lothar'a yazdığı mektupta "Korkunç bir şey hayatıma girdi!" diyerek ilk gençlik yıllarının kabusunu hatırlamasına neden olan adamı ona anlatır. Lothar'ın kardeşi Nathanael'in de sevdiği kız Clara da mektubu okur ve korktuğu Kum Adam'ın kendi kafsında yarattığı kötü düşler olduğundan ve bundan vazgeçmesi gerektiğinden Nathanael'e bir mektupla bahseder. Ancak zamanla duygularına karşılık bulamayan Nathanael çok değişir.karamsar hikayeler,şiirler yazmaya başlar. Sonunda Lothar haddini bildirmek için Nathanael ile düelloya kalkışır bu haberi alan Clara bir şekilde buna mani olur ve üçlü barışırlar. Nathanael bir yıl sonra geri dönmek üzere G.'ye gider.Orada profesör Spalanzani'nin kızı olarak tanıdığı Olimpia'ya aşık olur gözü ondan başkasını görmez.Başta, "Korkunç bir şey hayatıma girdi!" diye bahsettiği ilk gençlik yıllarının kabusu Kum Adam'ın çok benzeri hatta ikizi gibi olan Coppola ona büyüteç işlevindeki gözlüğü satar.Gözlükle Olimpia'yı sürekli izleyen Nathanael amacına ulaşır ve onunla aşk yaşamaya başlar. Ancak Kum Adam ve Spalanzani'nin sayesinde Olimpia'nın tahta bebek olduğunu öğrenir ve çıldırır sonunda akıl hastanesine kapatılır.Uyandığında başında Clara'sı Lothar ve annesi vardır. Clara onu sevgiyle karşılar. Nathanael Clara'dan özür diler ve annesine miras kalan evde hep beraber yaşamaya karar verirler. Nathanael ve Clara birlikte evin çatısına çıkıp manzarayı izlemeye koyulur.Bu sırada elini cebine atan Nathanael gözlüğü görür ve anında atak geçirir ve Clara'yı aşağı atmaya çalışır. Clara yardım ister ve Lothar onu güçlükle kurtarır. Nathanael evin etrafında toplanan kalabalığın içinde Kum Adam Coppelius'u görür ve kendini
Kum AdamE. T. A. Hoffmann · Can Yayınları · 20211,520 okunma
Livaneli ile tanışma kitabım. Çok şey söylemek geliyor içimden ama kelimelere dökemiyorum.. bana şok üstüne şok yaşatan bir kitaptı. Dili çok hafifti adeta akıp gidiyordu. Çok güzeldi:")
Bu kitabı okumak için çok yanlış bir zamanı seçtim. Hiç verimli bir okuma dönemime denk gelmedi. Normalde bir haftada bitirebileceğim kitabı aylarca elimde süründürdüm. Çok fazla kaçırdığım noktası oldu. Bulgakov ile tanışma kitabım ve ben onun hayal dünyasına hayran kaldım. Trajik bir şekilde kitabı tamamlayamamış, yanılmıyorsam onun yerine kitabı eşi tamamlamış. Bu da kitapta bir çok mantık hatasına sebep olmuş. Ama tüm bunlara rağmen ben kitabı sevdim, çok egzotik bir havası vardı. Woland ve maiyetinin sırları beni çok şaşırttı. Finalini kafamda oturtamasam da genel olarak kitabın işleyişini anladım. Başka bir zaman bu kitabı tekrar okuyacağım umarım o zaman layığıyla okurum ve anlarım.
Usta ve MargaritaMihail Bulgakov · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202510,1bin okunma