Samet

Samet
@smetym
naçizane kısacık ömürlerinizde yalana yer vermek sizi hayli yoracak, biraz hakikatli ve dürüst olmanın kimseye bir zararı dokunmaz.
onurlu yaşamak; düş kırıklıkları ne denli çok serpilirse serpilmiş olsun hayatına, kendinden ya da izlediğin yoldan taviz vermemeye dayatılmış. dürüstlüğün her bir zerresi; kaderin ağır sillesi karşısında yavru bir köpeğin acı çeken edasıyla ince ve tiz bir ses çıkararak bulduğu ilk tenha köşeye saklanmaya mahkum edilmiş. hep yıpranmış değilde, hep yıpratılmış sanki bir şeyler. sanki her şey olduğu gibi kabul edilebilmiş olmalıydı. herkesin bir iz bırakma çabası, olağanlığı sıradanlık haline bürümüş. zaman; genel tabirleri şekilden şekile eviriyor ve hiç kimse bu değişimin ya da öznelleştirmenin karşısında dimdik duramıyor. sonucunda olması gerekenler aslında olmaması gerekenlere eşdeğer sayılıyor. neyin doğru, neyin yanlış olduğu konusundaki şüpheler; sanırım bizden daha endişeli şekilde sürekliliğine devam ediyor...
Edebiyat
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
"fakat" dedi yaşlı adam... "fakat, bu bir hakikat değil! içinde bulunduğunuz sanı, sadece basit bir kanıdan ibaret." herkes hayret edercesine duraksadı! kaşları fırça gibi sert ve büyük, yüzü; çıkar düşkünü meraklı kalabalıktaki kimsenin daha önce görmediği kadar imalı ve çetin bir ifadeyle doluydu. gerçekliğin keskinliği, bir bedende vücut bulacak olsa, soyutluğu terk edip bir silüete bürünecek olsa, muhtemelen böyle görünürdü. "görece hatırlarınız yerin dibine batmayı hak ediyor! sahteden mübalağa saygı ve sevgi gösterileriniz mide bulandırıcı. beni; benimle, sessizliğe mahrum bırakan da sizler değil miydiniz?" diye sordu. sanki herkesin ağzına ket vurulmuş, rüzgâr bile esmeyi bırakıp bir saç teli oynatamayacak kadar durulmuştu. yerinden usulca kalktı yaşlı adam, aşağılayıcı bakışını çarşaf misali yoluna sererek kalabalığın arasından elleri arkasında kenetli bir şekilde geçip gitti...
Edebiyat
ben, senin istediğin herhangi bir kalıba bürünmek zorunda değilim. benim duygu ve düşüncelerim, senin isteğin yönünde şekillenmek zorunda da değil. birbirimizi bu şekilde; olduğu gibi kabullenebildiğimiz müddetçe sahi dostluğun ve yakınlığın gerçekten ne anlama geldiğini anlayabiliriz. diğer türlüsü, kendimizce bazı aşılamayan engellerin üstesinden gelmeye çalışırken zaman kaybetmeye eşdeğer. farklılık; konusu her ne olursa olsun iyi bir olgudur. bu sayede kendini geliştirme imkanı da bulabilir insan. neden senin görmek istediğin gibi olmalı ki zaten biri? bu bambaşka bir beklenti ve şayet öyle olmuş olsaydı bile sonuçları kesin kanaatimdir ki seni de asla tatmin etmezdi.
Duygu ve Düşünce
bakma öyle derinden! irkilir kalbimin ince sızısı, bir ömür taşırım, geçmez yarası. varsa senden yana; alnımda bir ayrılık yazısı; özü cehennem çıkması, rengi kömür karası, belki iki sevda arası; silinir de yok olur... tut bir dilek içinden, hüznüne düşman. gerçekleşmezse o üzülsün, o olsun pişman! sen ki bir mükemmellik, serin bir rüzgârsın, her çıkmaza düştüğünde; o utansın, o ağlasın. güneş bile imrenir, öyle bir ışıksın. bunlar iltifat değil, sen zaten alışıksın! sevgi, merhamet, zerafet; hepsi sana özenmiş. her birine sahipsin, hepsinden karışıksın.
Şiir