Samet

Samet
@smetym
naçizane kısacık ömürlerinizde yalana yer vermek sizi hayli yoracak, biraz hakikatli ve dürüst olmanın kimseye bir zararı dokunmaz.
onurlu yaşamak; düş kırıklıkları ne denli çok serpilirse serpilmiş olsun hayatına, kendinden ya da izlediğin yoldan taviz vermemeye dayatılmış. dürüstlüğün her bir zerresi; kaderin ağır sillesi karşısında yavru bir köpeğin acı çeken edasıyla ince ve tiz bir ses çıkararak bulduğu ilk tenha köşeye saklanmaya mahkum edilmiş. hep yıpranmış değilde, hep yıpratılmış sanki bir şeyler. sanki her şey olduğu gibi kabul edilebilmiş olmalıydı. herkesin bir iz bırakma çabası, olağanlığı sıradanlık haline bürümüş. zaman; genel tabirleri şekilden şekile eviriyor ve hiç kimse bu değişimin ya da öznelleştirmenin karşısında dimdik duramıyor. sonucunda olması gerekenler aslında olmaması gerekenlere eşdeğer sayılıyor. neyin doğru, neyin yanlış olduğu konusundaki şüpheler; sanırım bizden daha endişeli şekilde sürekliliğine devam ediyor...
Edebiyat-Düşünce
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
tersine gidiyor bütün yollar. olanaklar azalıyor; hepsi büsbütün hata. içinden çıkılamayacak kadar çok hemde! matemim ve yakarışım her an çoğalmakta. sensizlik diyarı; meğer ne ıssızmış. sensiz kalmak meğer; ne kadar yalnızlıkmış...
Şiir
Fırtına
bulutlu bir gece... soğuk değil ama kırık sanki biraz. ince bir sızı gibi, titriyor rüzgarla; nahoşa müsait ruhunun bamteli. ebediyete yelken açmış gibi; umarsızca bir yelteniş. gözleri ufuğa kenetli; fırtına mı yoksa o yaklaşan? aceleyle terkedilmiş bir dümen. yelkenlerin ipi mi? yoksa yaşama olan son tutunuş mu? ayağına dolaşan... bırak dalgalara kendini, özgürlüğün bu yönünü birde sen tat. kır zincirleri, parçala, sök at! kalk artık çok uyudun! rüyanın merhametli diyarında; azat edilmeyi bekleyen ruhuna haykır. de ki; "ben umudun ışığı olacağım" "ben kendime yoldaş olacağım" "ve ben, ne olursa olsun bu fırtınada yıkılmayacağım".
Şiir
bir bunalım hali, kendiliğinden gelen bir sıkıntı. sessizlikte gizlenen bir çok sorun, gölgeliyor yine sevdayı. bu uzaklaşan hiçliğin sesi mi yoksa, dar ağacına yol almış; umudumun son haykırışları mı? bitecek mi peki her şey? sanki başlaması elimdeki sihirli değneği, sallayınca gerçekleşmişcesine? hayır, hayır. olmuyor böyle, olmayacak da... yine kendi kendine bir hallere girdi ama, yalanın serin rüzgarı tutmadı onu tahtında. sahi öyle değil mi? gün yüzüne çıkmak için beklerken yalanlar, hangi kilit tutmaya yeter onları gece gizinde? yok oluş! ağıtlı ve hüzün dolu bir ayin. birileri ağlıyor ama kime? peki kim; kime ağlıyor giderken, duyulmayan sesiyle, hıçkırarak? işte bu! sonsuzluk kadar derin bir çukur. benliğini at içine, görmez hiçbiri. sana söz! ben yakarım ateşini, vicdan yapacaksan, yapma! sadece kurtul istiyorum, üzerinde iyi durmuyor zaten bu hüsran ceketi.
Edebiyat & Roman
her rüzgâr; bir kuru yaprağı dalından ayırırcasına koparıyor defterimden sayfaları. neyin tenhası bu vurgun ve viran benlik? doğru ya! hak etmiş bir ruha teslim bedenime züğürt tesellisi bahanelerim bunlar. iyimserliğin bini bir para. ucuz romanlara konu olacak cinsten. kopuk ve umarsızca sendeliyor hayallerim birer birer benden giderken. gidin bakalım, siz de gidin. daha iyi bir yer bulsam zaten, ben bile gideceğim...
Edebiyat & Roman