hep yitik, hep bitik umutlar.
kayıp şehir dedikleri bu olsa gerek;
ulaşılmazlık.
hep toplasan bir araya getirilemeyecek ihtiyaçlar gibi,
eli avucu kanıyor bazen insanın.
bazen bakıyor; seçim şansı var gibi,
bazense kupkuru dudaklar bir damla suya hasret.
gel de anlat derdini,
anlatabilirsen.
gel de söyle gerçekleri yüzlerine, söyleyebilirsen.
erken kalkmak gereksinimi gibi hayat.
ne yapacağını yönlendiremiyor,
elinde ne varsa onunla ilerlemeye çalışmak zorunda bırakılıyorsun.
her tekmeye bir düşen oluyor elbet,
her yumruğa bir kafa atan.
gücün varsa hayatta kalıyorsun,
onda da emeklemek en iyi derecen oluyor.
farklı bakmaya çalıştığın zamanlarda dışlanıyor gibisin.
kaçan kaçana bir kovalamaca var her dakika. her an binlerce düşünce duyuyor gibi,
binlerce insanın yerine kendini koyuyor gibi.
çık işin içinden!
tabi bu girmesi kadar kolay olmasa bile, dene!
"ne kaybedersin ki?" diye sorduğumda ne kaybedeceğini düşünmen bile hata!
çünkü bu dünyada çok az şeye değer vermelisin,
ama her şeyden çok vermelisin...