abelsnchz

abelsnchz
gözlerim nemli değil gözlerim namlu
no
whe
re
14 Temmuz
119 okur puanı
Ocak 2024 tarihinde katıldı
Bu inceleme yüksek dozda spoiler içerir.
10/10
·110 syf.··
2024 26. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 13 Mayıs 2024 15:35
Kitabın ana karakterleri George ve Lennie, kasaba kasaba dolaşarak iş arayan iki arkadaştır. George, zeki, uyanık ve ortalama güçte bir adamdır, Lennie ise onun aksine iri yarı, çok güçlü ancak akli dengesi yerinde olmayan, ancak küçük bir çocuk gibi düşünebilen bir adamdır. George tek dostu olan Lennie'ye bir abi gibi göz kulak olmaktadır. Zaten zekasının farkında olan Lennie'nin tek dostu da George'dur ve onun sözünü dinler. George ve Lennie, Salinas Vadisi'nde işe başlar. Kasaba ve iş koşulları yeterince kötüdür ancak bu ikilinin hayali zaten hayatlarını böyle geçirmek değildir. Bu ikilinin bir "hayali" vardır; kendi çiftliklerini kurmak. "Birkaç tane de domuz alırız. Ben de dedeminki gibi bir tütsü fırını yaparım. Domuz kestiğimizde etini tütsüleriz, pastırma, jambon yaparız, hatta sosis bile olur. Ayrıca nehirde alabalık bollaştığında yüzlercesini yakalar, tuza basar ya da tütsüleriz. Kahvaltıda yeriz. Sebze olgunlaştı mı, konserve kurarız. Domates konservesi yapmak kolaydır mesela. Her pazar tavuk veya tavşan keseriz. Belki bir keçimiz ve ineğimiz de olur. Bakarsın öyle bir kaymak yaparız ki, bıçakla kesip kaşıkla almak zorunda kalırsın."(sf. 61) Evet bu ikilinin böyle hayalleri vardır, hatta bu nedenle çiftlikteki mutlu işçiler sadece onlardır. Hem bir hayalleri olup ona ulaşma gayesiyle çalıştıkları için, hem de ikili oldukları için. Onlar dışında çiftlikteki bütün işçiler derin bir yalnızlık içerisindedir. "Kimsesi yoksa delirir insan. Kim olduğu hiç önemli değildir, yeter ki yanında biri olsun. İnan bana, insan fazla yalnız kaldı mı, hastalanır."(sf. 76) Bu sözü, kitapta "yalnızlığı" en iyi sembolize eden Croocks'un sözüdür. Çiftlikteki diğer yalnızların aksine Crooks, hem yalnızdır hem de siyahi olduğu için ırkçılığa maruz kalır, kasabadaki etkinliklere
Edebiyat
Fareler ve İnsanlarJohn Steinbeck · Remzi Kitabevi · 2012211,4bin okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Bu inceleme spoiler içerir.
10/10
·496 syf.··
2024 23. kitabı
·
51 günde okudu
·
Okunma: 28 Nisan 2024 19:30
Kitaba beklentim olmadan başladım ama çok sevdim, başlarında ve ortalarında sıkılmama ramen sonu etkileyiciydi. Call, Magisterium'a katılmak istememesine ve sınavda sonlarda olmasına ramen oraya seçilir. Başta bütün diğer öğrenciler saçma davranışları ve kişiliği yüzünden ondan nefret etse de zamanla Call Magisterium'un pek de kötü bir yer olmadığını ve orada kalmak istediğini düşünür. Ancak eski bir Magisterium öğrencisi olan Call'un babası Alstair Hunt, Call'un oraya gitmemesi için elinden geleni yapar. Hatta Call çok küçükken ölen annesinin Magisterium yüzünden öldüğünü söyler. Call'un çırağı olduğu Usta Rufus, okuldan ayrılmaması için elinden geleni yaptıktan sonra eğer yine de Magisterium'dan ayrılacaksa onun büyüsünü bağlayacaklarını söyler, ama Demir Yıl'ı bitirince bunun imkanı yoktur. Call'un Demir Yıl'ın sonunda bir seçim yapması gerekir; bir büyücü olmak ya da eski hayatına dönmek. Ancak sonradan Call'un en yakın iki arkadaşından biri olan Aaron'un bir Makar olduğu, yani "Ölümün Düşmanı"'nı yenebilecek güçte olduğu öğrenilir. Bu haber (Aaron için olmasa bile) heyecan verici olsa da Call dahil kimsenin bilmediği bir şey vardır. Ölümün Düşmanı'nın Call olduğu. Ve bu da Call'a olmasa bile biz okuyuculara bir şeyi açıklar; Call'un annesi ölmeden önce Alstair'e bir mesaj bırakmıştı: "Çocuğu öldür."
Demir YılıCassandra Clare · Doğan ve Egmont Yayıncılık · 2014157 okunma
5/10
·180 syf.··
2024 22. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 17 Nisan 2024 22:59
Tanzimat Dönemi'nin ünlü yazarı Ahmet Mithat Efendi'nin doğu-batı çatışması temasıyla yazdığı, dönemin toplumsal konularına sıkça yer veren romanıdır. Tanzimat Dönemi'nin genel özelliklerini taşır, teknik açıda birçok yönden kusurludur. Mesela Tanzimat Dönemi ile ilgili özelliklerden biri, yazarın metni ve olay akışını bölerek araya girip nasihat vermesidir. Okuyucunun olaydan çıkarması gereken öğütleri yazar kendisi vererek okuyucunun düşüncesini yönlendirir. Kitap boyunca bunu görüyoruz; yazar olaylardan sonra araya girip daima Râkım Efendi'yi övüp, Felâtun Bey'i gömüyor. Bu da okuyucunun okuma zevkini kısıtlıyor tabii. Ayrıca dönemin romantizm akımıyla beraber, çok fazla tesadüfe yer veriyor. Mesela Felâtun Bey, Ziklas Ailesi'nin evindeyken Madam Ziklas'ı aşçı zannedip bir anda sarılıyor... Bir zaman önce de aşçı; Râkım Efendi'yi, Felâtun bey zannedip sarılmıştı ve her şeyi itiraf etmek zorunda kalmıştı. Kitap samimi olmayan sahneler de çokça içeriyor. Mesela durduk yere Fedai(dadı), Râkım, Canan üçlüsü birbirlerini ne kadar sevdiklerini hatırlıyorlar ve sarılıyorlar, bu sahnelerin hepsi bana çok samimiyetsiz geldi. Ayrıca iki zıt karakter arasındaki uçurum da çok gereksizce açık, Râkım Efendi tanıyan herkesin çok sevdiği; öğrencisi Can'ın, cariyesi Canan'ın hatta ondan 15 yaş büyük arkadaşı Josephino'nun bile aşkından kül olduğu bir adam iken, Felâtun Bey mirasyedi, aylak aylak gezen, bir işle uğraşmayan, sevgilisi tarafından dolandırılıp borca batmış bir adamdı. (Ayrıca 14-15 yaşındaki Canan ile 25 yaşındaki Râkım'ın evlenmesi başka konu) Ama kitabın son 20 sayfasını güzeldi. Râkım'ın aşkından "sevda hastası" olan Can'ın her şeye ramen hayatta kalması, aşkından verem olmasına ramen Canan ve Râkım'ın mutluluğu için, Râkım'ı unutup önüne bakması gerçekten
Edebiyat
Felâtun Bey ile Râkım EfendiAhmet Mithat Efendi · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202528,2bin okunma